naksibendi

Thursday, May 04, 2006

SOHBET






Şah-ı Nakşibendi Hz’leri buyurmuştur;
“Bizim tarikatımızda esas sohbettir,kim sohbetteyse Allah’ın rahmeti onun üzerinedir”
En büyük kul ve en son peygamber Hz. Muhammed s.a.v.’dir. kim Allah rızası için bir araya geliyorsa Allah onlara rahmet eder. Gayret et ve en azından bu maksat için Allah’la birlikte ol. Bir mürit ve ya Allah’ın sevgili kullarıyla beraber olmaya çalış. Bir toplantıyı Allah’ın şerefini ve şanını yüceltmek için yap. Bu görüşme içerisinde Allah’ın azameti hakkında konuştuğunuz vakit Allah sizi ödüllendirecektir. Şeref kazanmak isterseniz,şeref;Allah’ın huzuru demektir. Cahil insanlar hayatlarındaki parayla,mücevherlerle,parlak elbiselerle, parayla, arabayla büyük, şirketlerle,büyük binalarla rütbe ve şeref kazanılır zannederler. Onlar için en son ulaşacakları nokta, başbakanlık ,milletvekilliği,general ve ya mareşalliktir. Bu hayat içerisinde ulaşılabilecek en son noktadır ve buna da ancak hayatın son zamanlarında belki ulaşabilir. Bütün fiziksel arzuların kaybolduğu zaman o mevkiye gelir. Hemen hemen bu dünyayı terk edeceği zaman elde edebilir. Gençlikteyken bu emellere ulaşılamaz. Ancak onun fiziksel arzuları sıfırlandığı zaman belki bu rütbeye ulaşacaktır. Adamın dişleri varken eline ceviz geçmez,dişleri döküldüğü zaman eline ceviz geçer. Buna benzer bu. Kendisi bittiği zaman,hisleri aşağı gittiğinde o zaman şeref ulaşır. Bu şeref kendini öyle bir yaşta bulur ki,o şeref kendine zevk vermez. Zevkleri tadamaz haldedir. Bu insanların çoğunluğu da bu rütbelere ulaşmadan ölür. Öldüğü zamanda dünyevi şerefler elinden çıkar. Sen sana ebedi verilecek olan şerefleri ara! Sonsuz olan şeref;Allah seni bu şekil şerefle şereflendiriyor. Bu şansını kaybetme,Allah’tan daha fazla şeref alma şansını kaçırma. Bu Allah tarafından bir fırsattır. Onun için birisiyle buluştuğunuz zaman Allah rızası için birleşin.
---Esselamu Aleykum
Deyin,
Şah-ı Nakşibendi’nin sözü;
“Allah’ım bizim hakiki varlıklarımızı nurlarınla nurlandır,”
Akılsız insanlar, Nakşibendileri dünyanın peşinden koştuklarını zannederler. Dünya ölü,leş bir köpektir ve arkasından koşturanlar da köpektir. Hakiki İslam sonsuzlukla alakalıdır,bu pis dünya hayatı için değil. Akılsız insanlar dünyanın peşinden koşmaktadırlar. Lüzumsuz işler peşinde koşturuyorlar. İnsanlar dünyada rütbe kazanıyorlar ama ne için kazandıklarını bilmiyorlar. Hakiki Nakşibendilerin peşinde dünya koşar. Aslan; ölmüş hayvanların peşinden koşmaz,avlanır,öyle yer. Dünya;ölmüş bir hayvan leşidir,çakaldır. Biz şereflendik,çünkü Allah bize sonsuzluğu,cennetleri,huzuru söz verdi. Biz leş dünyayı istemiyoruz. Fakat agresif dünya insanları,dünya hazineleri peşinde koşuyorlar. Onca krallar hazineler topladı,bırakıp gittiler. Allah için buluş. Allah için yaşa,Allah için öl!başka bir şey yok. Kısa bir süre sonra her şeyi bırakıp zulmet dolu bir mezarın içine girilecektir. Bizler müritler olarak bir araya gelip
''Lailahe illallah''
Dediğimizde,Allah’ın birliğine şahadet etmiş oluruz ve Efendimiz Habibullah’ın da peygamberliğini kabul etmiş oluruz.
“La ilahe illallah Muhammeden Resulullah”
Demesi bir insan için yeterlidir. Ona şeref olarak yeter ve sonsuz hayatı kazanmasına neden olur. Büyük Şeyhimizin vasiyeti üzerine belki yarım saat buluşuruz,zikir yaparız ve üstatlarımızın bize verdiği neyse onu söyleriz. Bu bir şereftir. Dünyanın doğusundan batısına nereye gitseniz bu şerefi bulursunuz. Allah zayıf kullarını desteklesin. (İngilizceden Türkçeye çeviri)

ŞEYTANIN FISILTISI
Şeytan:hiçbir zaman hiçbir insanı boş bırakmaz. İnsanlar içinde şeytanla ilişkisi olmayan hiçbir insanı bulamazsın. Ne kadar insan varsa o kadar şeytan vardır. Hepsi de büyük şeytanın idaresi altındadır. Büyük şeytan, Allah’ın emirlerinden kaçtığı gibi herkese de onlarda kalsın diye bir şeytan yollar. Şeytanın saldırı yapmadığı hiçbir insan bulamazsın. Peygamber Efendimiz;
“Bana bile bir şeytan vardı ama Allah onun bana teslim olmasını emretti ve onu ben tuttum ve beni dinleyen kul yaptım. Beni kabul etti ve İslam’a girdi. Ey benim ümmetim,şeytanınızı sizi dinlemeye mecbur edebilirsiniz. Allah size zarar vermek istemez”
Allah sorar ;
---Niçin şeytan yarattım?
---Şeytanı yarattım,o herkesin nefsidir.
Nefis şeytanın fısıltısıdır. Nefsini ve şeytanı yenebilirsen merteben yükselir. Şeytan senin mertebeni alçaltır. Allah insana nefsini hediye olarak verdi. Çünkü insan nefsini kontrol etmeyle güçlenir. İnsanın nefsi olmasaydı melek gibi olurdu. Allah istediğini % 100 başka bir maksatla değişik yarattı ve nefis verdi. Nefis olmasaydı;nefsi olmayan bir insan,nefsi olan insanın eriştiği mertebeye erişemez. Nefsi olan bir insan 7 kat cennete ulaşabilir ,ancak nefsi olmayan bir insan yetişemez. Tarikatların da bu süper gücü kontrol edebilmesine yardım eder. Bu gücü kontrol edemezsen seni öldürebilir. Çok büyük bir güçtür. Şimdi bu yüzyıldaki insanlar;
---Niçin bize nefis verildi?
Diye şüphelenirler. Beyazidi Bestami Hz. diyor ki;
“Nefsin maksadı,Allah’ın huzurunda en aşağı makamdan en yüksek makama çıkabilmek içindir”
Bir uçak ancak seni buradan Almanya’ya götürür,seni yatak odana kadar götürmesini bekleyemezsin. Çünkü geleceği o kadardır. Nefsini kontrol etmek istiyorsan onu at gibi kullanman lazım ve Allah’ın huzuruna çıktığında nefsini hayvan gibi dışarıda bırakırsın ve temiz çıkarsın. Nefsini,şeytanı becerip de kullanabilirsen,seni Allah’ın yanına kadar götürebilir ve oradan onlara;
---Sen birinci kata dön ve bizi seyret
Diyebilirsin. (İngilizceden Türkçeye çeviriler:Sadi Akkök)
AĞIR YÜK
Bizim asli nefislerimizi kontrol altına alıp düzeltmemizi nasip eylesin Ya Rabbi! Şeyhle sohbet en aşağı seviyeden en yukarı seviyeye taşır. Sohbetlerden anladıklarımızla beraber sohbet kuvvet daha geniş kapasite vermek içindir. Ruhlarımız bundan hoşlandığında fiziksel yapımıza destek verir. Fiziksel yapımızın sadece yemeklerden ve ilaçlardan kuvvet aldığını zannetmeyin. Bunların hepsi pil gibidir. Pil,devamlı ve kalıcı değildir. Devamlı destek ruhlardan gelir. Ruhlardan da fiziksel yapımıza destek gelir ve bu destek devamlıdır. Her zaman mesut ve ümitli olmanız lazım. Eğer kendi ruhunuza dikkat etmezseniz,ruhunuz mesut ve sevinçli olmayacak ve dolayısıyla fiziksel yapınıza destek vermeyecektir. Eski insanların uzun yaşamalarının sebebi buydu. Eskiden şimdiki aletler yoktu,her işlerini elleriyle yaparlardı,. Her şeyi insan gücüyle yapıyorlardı. Bu şekilde daha sağlıklı ve barış içinde yaşıyorlardı. Şimdi ne yapmak istersen bir düğmeye basıyorsun,hazır oluyor. Teknoloji rahat bir hayat hazırlasa da ama ruhlara bir yardımı yoktur. Çünkü vücutlar ruhla beraber anlaşamazlar dolayısıyla vücut kırgın olur. Vücut destek veremediğinden dolayı,günden güne sayısız hastalıklar meydana çıkar. Kendini bunlardan kurtarmaya çalışınca bu defa başka hastalıklar çıkar. Bu bitince başka bir kriz daha başka bir yerden çıkar. Böyle olunca hiçbir güvenlik kalmaz. Allah c.c. diyor ki;
“Ey insanlar,kendiniz için barış ve rahatlık istiyorsanız,ruhlarınıza daha fazla zikir yaparak,fiziki gücünüzü ve ruhlarınızın kendine olan güvenini artırabilirsiniz.”
Fiziksel yapınızın istediği ilaçları almasanız da,eğer ruh yapınız sağlamsa o zaman istediğiniz gibi sağlıklı yaşarsınız. Ama insanlar söylediklerimizin doğru olduğuna inanmıyorlar;
---Yemeden,içmeden,eğlenmeden nasıl mutlu olabiliriz?
Diyorlar. Bu hayvanların seviyesidir. Yiyip içmekle,büyük arabalarla büyük evlerle mutlu olabileceklerini zanneden insanlar hayvanların seviyesine inmiştir. Omuzlarında yük taşımayan insanlar;mutluluğa erişmeye çalışan insanlardır. Dünya,bu geçici hayat ve fiziki arzularımız bizim sırtımıza ağır yüklerdir. Ne kadar fiziki arzulara yol açarsanız bir o kadar artar. Mesela bazı insan kahvehaneye gider bir bardak çay içer ve biraz oturur,eve geri gelir. Bazıları meyhaneye gider,bazılarının elinde daha çok imkan vardır ve daha da lüks olur ki orada daha çok eğlendirecek yollar vardır. O kahvehaneye giden ilk adamla aralarında çok fark vardır. Lükse sahip olan adam belki 500 paundluk hesap öder. Herkesin elinde imkan vardır ama sırtlarına daha çok yük alırlar. Bu yük insanları daha da zayıflatır. Daha başka şansları her zaman bulabilirsiniz. Ama aynı oranda sırtınızdaki yük de artar. Bu yüzden zenginlik insanların sırtına yük olur. Zayıf insanların kendi bulundukları seviyeden yukarı çıkmaları için bir imkan yoktur. Onlar her zaman mesut yaşarlar ve onlar için her zaman güvenlik vardır. Zenginlik ağır bir yüktür. Zenginliği Allah yolunda harcarsan sana yük olmaz. Çok istemek ve pintilik,insanları bulundukları seviyeden aşağı doğru indirir ve acı çekmelerine,daha fazla sefilliğe neden olur. Bu yüzden hayatınızda basit bir insan olmaya çalışın. Kolay bir hayat sırtınıza hafif bir yük olur. Ellerinde valiz taşımazsan doğrudan doğruya uçaktan çıkarsın. Ama yığınla valizin varsa,gümrükte günlerce beklersin,içini açarlar,kontrol ederler. Adam dışarı çıkana kadar azap çeker.
2.milenniumdayız ve halen daha pasaport sıkıntısı vardır. Parayı ödeyip geç. Bu modernliğin en üst noktasıdır. Ama 2. Milleniuma yetiştikleri halde yaptıkları bu hal nemruttan önceki zamanın halidir. Avrupalılar öyle yapıyorlar,EURO kullanıyorlar. Bir müddet sonra parayı da ortadan kaldıracaklar ve insanlar istedikleri gibi hareket edecekler. Gidiş-geliş de herhangi bir sorun olmayacak. Her kes serbest olduğundan,daha fazla kaçakçılık ve mafya olmayacak. Bu aptalca kanunlar mafyayı getirir,zenginleri daha fazla zengin yapar. Gitmek gelmek isteyen serbest,parayı ödeyen geçsin. İster yaşa ister öl! Öldüğün zaman ayaklarını bağlayıp denize atarlar. İnanmak isteyen inanabilir,inanmak istemeyen inanmaz. Maalesef bu hakiki medeniyettir.
“Ey Allah’ın sevgili kulu;sen onları çağır,gelirlerse mükafatlandırılırlar,reddederlerse ceza onları bu hayatta ve öbür hayatta yakalar!”
İyi olanlar iyilik işler. Kötü olanlar kendilerine zarar verirler. İşte insanlar böyle sırtlarına yük alırlarsa hiçbir zaman bu hayattan zevk alamayacaklar. Eğer ruhlarını iyi tutarlarsa huzuru da içlerinde tutarlar. Bizim nefsimizi bize hükmeden olmaktan kurtar,biz ona hükmedelim,sana kulluk yapalım Ya Rabbi!
DUALAR
Mutlak sultan,istediğin gibi hükmedersin,kimse Sana;
--- Ne yaptın?
Diyemez. Bize hidayet buyur. Bizi; nefsin peşinde olmaktan,kölesi olmaktan, dünyanın kölesi olmaktan kurtar,halis kulunu şereflendir. Zayıfız. Cenab-ı Allah ’tan afuv talep ederiz. Hakiki tövbeyi nasip etsin. Kulluk şerefiyle şereflendirsin. Bizi ne halkın önünde ne de kendi huzurunda rüsva etmesin. Bizim tatsız amellerimizi,çirkin hallerimizi gösterip,bizi ne dünyada ne Ahirette rezil etmesin. Heybetli Müslümanlar olalım.
Ya Rabbi,yeryüzünde şeytanın saltanatını yıkacak kulunu gönder.
Allah bize imdat buyurup,salih kullarının heybetini izhar eylesin. Bizi huzurundan tart etme Ya Rabbi,İslam’ın padişahını,senin şeriatının padişahını gönder. Gençlerin hürmetine rahmet kapılarını,cennet kapılarını aç,Ahiretlerimizi hayır eyle,düşmanın kalbine korku Sal,İslam’a karşı kalpleri değiştir Ya Rabbi,İslam’a karşı iken İslam la beraber olsun. Küfür aşağıya düşsün,Ya Kerim,keremine göre yardım eyle. İslam’ın başını yukarı kaldıracak tecelliyi gönderip,İslam’ın başını yukarı kaldır Ya Rabbi. Müslümanlığa el değdirmeyecek sultanı gönder,İslam’ın saffet,haşmet ve azametini göstert. Bütün dünyanın sultanını,İslam’ın sultanını gönder.
Allah biz bu ahir zamanın fitnelerinden muhafaza edip imanımızı da hakiki iman derecesine hakiki lütfüyle yetiştirsin,inananlardan olalım,Allah’ın yoluna hizmet ve kendisine kulluk şerefiyle Cenab-ı Allah bizi şereflendirsin. Bizi kulluğuna kabul eyle,bizi kulluğundan atma,hakiki ümmetlerinden eyle,sahibin askerinden,cennet askerinden,Cemalullah’ı seyredenlerden eyle Ya Rabbi. Bu yüzyılın başında,bizlere fiziksel varlığımızı,bizi ruhani kanatlara kavuşturacak insanları gönder. En övülen,sevilen,sayılan kulun olan Efendimiz’den ve bizi de kulluğundan ayırma. Allah iyi kullarını takip etme imkanı versin ve Cenab-ı Allah’ın rızasına hazırlanmamızı nasip etsin. Aman Ya Rabbi,bizi kötülerin eline bırakma. İslam’ın Sultanını,padişahını gönder,insanlığı hakaretten kurtarsın. Allah bize yolundaki insanlardan,kendi krallığından sadık kişileri göndersin. Sonsuz Sultan,onun hükümdarlığı sonsuza aittir. Allah bize güç versin ki,Peygamberlerin ve enbiyaların yolunu takip edelim. Allah bizi affeylesin. Bizi şeytanın saltanatına bırakmasın. Rahmetini esirgemesin. Allah zayıf kullarını desteklesin. Bizim nefsimizi bize hükmeden olmaktan kurtar,biz ona hükmedelim,sana kulluk yapalım. Efendimi s.a.v.’den, feyiz,kulluk,iyi ve güzel şeyler nasip et Ya Rabbi. Sen Sultansın,senin kulluğundayız Ya Allah,bizi senin kulluğuna yürütecek kullarını nasip et,bizi senin kulluğundan uzaklaştıranlardan tart eyle. Karanlık dünyadan,dünyayı karartanlardan kurtar. Allah c.c. bizi ilahi intikamlardan korusun. Ezeli,ebedisin,varlık sahibi sensin,İslam’ı takviye edecek orduları gönder Ya Rabbi.
Allah bize dünya için değil,ilahi alem için arzu versin,şeref versin. Rahmet üzerimizde olsun. Allah,Şam’a şeref ve nur,bize de Şam’da yaşama ve ölme şansı versin. Muhammed s.a.v. ve torunları Hasan ve Hüseyin’in üzerine rahmet ve bize de rahmet versin. Onlar derviş insanlar ki her zaman hürmet ve rahmet ile doludurlar. Şeref ve rahmet. Cenab-ı Allah’ın sonsuz rahmet denizlerinden bize de gelsin. Allah bizi affetsin,O’nun için yaşamayı,yapmayı,O’nun için ölmeyi,O’na ulaşmayı nasip etsin. Allah’ın bize kolay bir yol yap,ilahi huzura varalım. İlahi aleme ulaşmak için daha güç ver. Gönderilmeyen nurları,nur sahiplerini bize gönder,ilahi saltanatı kuracak,yeryüzünde şeytanın saltanatını bitirecek kimseyi gönder,bizi hakikat dönemine yetiştir,hakikati görenlerden olalım. Allah bize kendi ilahi lütuflarını ihsan eylesin. Meşayıhın huzurunda yüz aklığıyla duralım,İslam'ı uyandır,İslam'ı ayağa kaldır,İslam'ın düşmanlarını tüket,İslam'a düşman olan ne kadar kimseler varsa onları da senin kahrına havale eyledim. Her türlü keferenin haklarından gelinmesi için Ya Rabbi,ilahi iradenle Cünudullahtan birer fırka,onları tüketmeye bir fırka yetişir,mübarek ayların hürmeti için Anadolu'da şarkta ve garpta sıkıntıya düşen müslümanların imdadına yetişecekleri gönder. Ya Rabbi. Habibin Ekrem'in hürmeti için,selametlik dairesi çevirip bizi o dairenin içerisinde bizleri mahfuz kıl. Sıkıntıyı bizim üzerimize verme, bizi selamete çıkaracak kullarını bize gönder,Manevi güç sahiplerini bize gönder. Cenab-ı Allah bize mübarek gecelerdeki ilahi feyizleri nasip eylesin. Halimizi iyiye tedbil eylesin. İslam'ın alemini kendinde toplasın. Maalesef bugün İslam alemi pek dağınıktır,parçalanmıştır,müslümanlık kendi ülkesinde mahkum edilmiştir. Maalesef müslümanlar kendi ülkelerinde aşağılandırılmıştır,Maalesef İslam'a tazim ,hürmet,saygı kalmamıştır,geri ver Ya Rabbi. Bizi bizden olmayanların eline bırakma.
Posted by Picasa

RUHANİ ZEVKLER




Her soru için bir cevap olması lazım. Her zorluk için bir rahat yol,her hastalık için bir ilaç olması,her şey için bir çıkış yolu olması gerekir. Bu dünyada ve Ahirette,insanların ruhani ve fiziksel ihtiyaçlarını vermek için İslam geldi. Daha tohumlarımız annelerimizin karnına yerleştirilmeden önce. Hiçbir şey faydasız değildir. İslam bizim hareketlerimizde ortaya çıkar. Bir kimse elbise giyer,bu ona yük olmaz ondan ağırlık hissetmez. Ama kangurular gibi eline bir çanta alırsa o yüktür. İslam'ın özelliği insanların fiziksel ve ruhani ihtiyaçlarını karşılamaktır. Sen ayağını bastığın zaman Allah için basmalısın. Baktığın zaman da neye bakıyorsun? Allah için mi? Bir şey taşıdığın zaman kimin için taşıyorsun? Kimin için dinliyorsun? Konuştuğun zaman kimin için konuşuyorsun? Düşündüğün zaman, oturduğun zaman kimin için?
---Şeytan için mi?nefsin için mi? Allah için mi?
Her gün nefes alıp verme dahil yirmidörtbin amel vardır. Gerçek halifelik makamına ulaşmış kişiler,biz onlara namzet deriz,kendi nefesini bile; Hu Hu Hu diye kontrol eder. Kim her anını kontrol edebilirse o Allah'ın gerçek halifesidir. Diğerleri de kendini o seviyeye getirmek için çalışmalıdır. Nakşibendi Tarikatında,her anında her nefesinde yalnız olmamaya,Allah'ı unutmamaya çalışman gerekir. Bütün hayat içinde Allah ile beraber olmak gerekir. Eğer O'nu unutmazsan,her an onunla olursan bu Cenab-ı Allah'a hizmet etmektir. Her nefesin Allah'ın huzurunda ilahi hizmet yapanların listesinde yer alır. Bu isimler ilahi huzurda yazılıdırlar. Sende ona çalış,bu da takip etmeyle olur. Büyük Şeyhi,veliyi,Efendimiz s.a.v.'i,takip etmekle olur. Onların mükemmelliği,mükemmel olmayanları mükemmelliğe taşır. Allah tarafından onlara özellikler verilmiştir. Hz. Ömer'in oğlu Mekke'ye doğru kervanla yoldaydı. Bu yol doğru gitmekteydi. Yolun başına vardığında tekrar geri döndü ve ana yola vardı. Onunla beraber olan insanlar;
--Efendimiz,niye doğru yolu bırakıp yolu değiştirdin?
--Ben Efendimiz s.a..v. ile beraberdim o yolunu değiştirip gittiği zaman bende onu takip etmek istedim.
Onun her adımında nur vardı. Onun yolunu aradığın zaman sende halifesin. Eğer onları takip edersen sende onlar gibi olursun. İnsan hayatı için önemli olan ilahi hizmetin kulları olmaktır. İlahi kullukta herkes için özel bir makam vardır. Kulluk devamlıdır. Hiç kimse yorulmaz,emekli olmaz. Bu günler son günlerin de en son günleridir. Yıllar birbirine çok yakın olacaktır. Günü geldiğinde herkes ölecektir. Ruhani olarak huzurlu bir yer bulmaya çalış. Cehennem huzurlu bir yer değildir. Cenab-ı Allah kulluğunu muhafaza eden kişilere bu huzuru ve rahatlığı verir. Zevkler sadece tattığımız saniyeler içindedir ve geçicidir. Yeni yıl zevkleri için bir hafta öncesinden insanlar kendilerini hazırlıyordu,o gece geldi ve geçti artık hiçbir şey kalmadı. Onlar sadece ;
---Bu yeni yıl geçti,gelecek yeni yıla varacak mıyım?
Diye düşünüyorlar. Şeytan bunu söyler ve insanları ağlamaklı bir hale getirir. Nuh a.s.'dan bu zamana kadar yaşasan,her gece yeni yıl zevkini tatsan,dolu bir şekilde eğlensen,seninle kalan nedir? Şeytan insanları aldatır. Fiziksel zevkler hiçbir zaman devam edemez. Fakat ruhani zevkler seni bırakmaz. Yaşlı da olsan,mezarda da olsan bu zevkler seni bırakmaz. zevk deryaları içersin. Fiziksel varlığın taşıyamaz ama ruhaniyetin taşır. Cenab-ı Allah'a doğru açılan kapıdan girersin ve dalarsın. Ruhani zevklerin hiçbir zaman bitmez. (İngilizceden Türkçeye çeviri)

KULLUĞU UNUTANLAR
Musa a.s.,Allah c.c.'ne sordu;
---Sen ne zaman mutlu olursun?
Allah dedi ki;
''Sen benden razı olursan bende senden razı olurum. Sen beni seviyor musun? Ben de seni seviyorum.''
Allah c.c.'nün 4000 yıl evvel Sina Dağında söylediği bu haber ölmeyen sözlerdir. Hastanede, hapishanede ve ya köle olmadığımız için mutlu olmalıyız,Elhamdülillah demeliyiz. Senden insanların kaçmaları,seni yalnız bırakmaları büyük bir testtir. Bu zamanda,yaşlı insanlardan uzaklaşıyorlar.20.yy medeniyeti;yaşlılarını,anne ve babalarını huzur evine götürüyor. Yılbaşında ve ya belirli günlerde ellerinde birkaç çiçekle gelip 15 dakika yalandan seviyorlar sonra anneleri ve babaları ağlıyor. Bu bir cezadır. Sonunda kendileri de yaşlanacaklar ve unutkanlık olacak,kim gelirse tanıyamayacaklar. Kulluğu unutan kullara bir cezadır. 20 yy'ın başına kadar böyle bir şey yoktu. Eskiden herkes anneye babaya hürmette ve saygıda kusur etmiyordu. Onları huzurevine gönderdikleri zaman eve gelen rahmeti engellediklerini bilmiyorlar. Aile içinde büyük geçimsizlik başlar. Allah c.c.,Musa a.s.'a;
"Sen benden razıysan Ben'de senden razıyım"
Şikayet edilecek bir şey yok. Fiziksel durumumuz iyi. Yemek ve giymek için bir şey bulmaktayız. Eğer bir kimse sağlığını kaybederse;
---Allah'ım Sen ne gönderdiysen ben razıyım,fakirlikte zenginlikte göndersen ben senden gene razıyım. Hastalıkta sağlıkta göndersen,Elhamdülillah
Cenab-ı Allah'a şükretmek;
---Ben Sen'in kulunum
Demek lazım. O zaman Allah ondan razı olur. Bazıları;
---Allah'ın canımı al,ben bunu taşıyamam
Canlarını atıveriyorlar. Bunun manası taşıyamıyorlar yani Allah'tan razı değiller.
---Allah'ım ben Seninle mutluyum
Demek zor değil.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

DİVANÜL HAMD

Biz başlangıçtayız. İhtiyacımız olan dinlemek ve takip etmek. Takip ediyoruz ve arıyoruz. Efendimiz s.a.v.'i takip ettiğimiz zaman onun vardığı yere varırız. Tren vagonlarının en önünde bir vagon vardır. Vagonlarda biri bu lokomotife bağlandığı zaman onlar onu takip eder. Her birine motor gerekmez. Peygamberler bütün ümmetini taşımaya muktedirdir. Peygamberlerin içinde en güçlüsü ve bütün milletler için gelmiş olanı Efendimiz s.a.v.'dir, onun zamanından sona kadar bütün milletler ona bağlandıklarında hepsini taşımaya muktedirdir. Kıyamet gününde bütün peygamberler kendi sancaklarıyla beraber geldiklerinde "Divanül Hamd"adı verilen en yukarıdaki sancak olan Resulullah s.a.v.'in sancağı altında toplanırlar. Dünyadaki insanlar trilyonlarca kat olsa sancağı altına alacaktır. Bu sancağın altında olabilmek için herkes onun arkasından koşar. Onun gücü bütün milletleri taşımaya yeter. Bütün dünyaları,insanları ve yaratıkların hapsini kaplar ama Allah c.c.'nün okyanusu içinde hepsi bir nokta gibi kalır. O peygamberdir. Cenab-ı Allah'ın rahmet denizlerini temsil etmektedir. Sonsuz rahmet onun kanalıyla geliyor. Onun ümmetlerinden olmamızdan dolayı biz en şanslı insanlarız. 20.yy'ın cahil insanları inancı reddettiklerini söylüyorlar. Araplarda dahil, insanlar milliyet peşinde koşuyorlar. Bizler Arabız,Türküz,İranlıyız,Çeçeniz gibi. şeref onun ümmetinden olabilmektir. İbrahim a.s.'ın ümmetinden. Bu yüzyılda her şey aşağı inmiş,çürümüş,yukarı çıkmamıştır. 21.yy'da denedikleri her şey çürümüştür. Her şey çöpe atılacaktır. Bir tahtaya tahtakurusu girerse bozulur,artık kullanamazsın. Allah'sız kişilerin,inanmayanların kullandığı her şey bitmiştir. Ekonomik kaideleri de bitmiştir. Gelmesi gereken İslami değerlerdir. Cenab-ı Allah'ın dinine karşı olan her şey batacaktır.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

İNSAN
Her şey ya hareket ediyor ya da etmiyor. Kayaların yüzleri,dağlar durmakta,nehirler akmaktadır. Rüzgarlar ve fırtınalar dünya üzerinde esiyor ve dünya üzerinde hareket ediyor. Eğer bir şey yapabilirlerse yapmak istiyorlar. Ağaçlar,bütün bitkiler ya hareket ediyor ya duruyor. Hayvanlar onlar da ya hareket ediyor ya etmiyor. İnsanoğlu,onlarda ya hareket ediyor ya duruyor. Hareket ettiğimiz zaman bir mesuliyete sahibiz. Çünkü yaratıldık ve şereflendirildik. İnsan,dünya üzerinde Allah'ın halifesi olmakla bütün yaratıkların en üstünü ve şerefli olmanın en yüksek noktasındadır. Hiçbir başka yaratık bu şerefe ulaşamaz. İlahi alem;Orası meleklerle doludur. Ama onlar Cenab-ı Allah'ın halifesi olmak için yaratılmadılar. Sadece insan Allah c.c.'nün halifesi olarak yaratıldı. Bundan dolayı biz sürekli bir şekilde Cenab-ı Allah'ın kontrolü altındayız. Her hareketimiz her anımız Allah c.c.'nün kontrolü altındadır. Bizim mesuliyetimiz her an;her durmamızda,her susmamızda sorulacaktır.
---Niye hareket ettin?hangi istikamette hareket ettin?Hangi şeyin arkasından koştun? Niye hareket etmiyordun da duruyordun? Niye bunu yaptın?
Diye sorulacağız ve hesaba çekileceğiz. Hareket etmenin nedeni sorulacaktır. Bizim amellerimize göre hareketlerimizden mesuliyetimiz vardır;
---Hangi se beple hareket etmedin?
Diye sorulacaktır. 24 saat içinde 24000 kere nefes almamız gerekir ve 36000 hareket vardır. Bizim her şey üzerinde mesuliyetimiz vardır. Yaptığının her hareket Cenab-ı Allah'ın rızasına uygun olup O'nu mutlu ediyorsa o zaman mükafatlandırılacaksın. O zaman Allah rıza verir veya vermez. Bizim hareketlerimiz böyle bir noktadadır. Bize durmamızdan,niye hareket edip,niye hareket etmediğimizden sorulacağı için,ne yaptığımız hakkında derin olarak düşünmemiz emredildi. Her hareket ve her duruş bizim omuzlarımız üzerine çok fazla mesuliyet verir. Mesuliyet ve şeref; sadece insanoğlu içindir. Mesuliyetsizsen bir saygın,mükafatın ve değerin yoktur. Bu en önemli temel,bütün kutsal kitaplardaki yazan özdür.
---Ne yaptılar? niçin yapıyorlar? Ne için ve kim için istiyorlar?
Diye sende sorulacaksın. Nefsin için olan her şey batıldır ve kaybolacaktır. Ama her an Allah için yaptığın her amel sonsuza kadar gidecektir. Allah tarafından mükafatlandırılacaksın ve bunun büyüklüğünü hayal edemezsin. Bu hayattaki her şey geçicidir. Bundan dolayı bir değeri de yoktur. Fakat Allah için olan her şey Allah'ladır. O'nun sadık kullarıyla beraber olman gerekir. Bir kimse için önemli olan bunu ne için,kimin için yaptığını,hedefini düşünmesi ve buna bir cevap bulurlarsa ki,bunun cevabı Allah için ise;
---Ben kendimi Allah'a teslim ettim,bana ne yapıyorlarsa O'nun arkasından koşmaya çalışıyorum
Demelidir. Ta ki uyuyuncaya kadar. Uyanık olduğun müddetçe;
---Ne için? Kimin için bir şey yapıyorsun? Getireceği fayda nedir?
Eğer faydası kendisi içinse o zaman serbesttir. Ama kendisine ve başkalarına fayda getirmiyorsa onu bırakmalıdır yoksa lanet yağar. Ayağa kalkıp düşmanlarımızla kavga etmek için bizim istediğimiz destek,rahmettir. Bu her yerde aynıdır. Dünyanın başlangıcından sonuna kadar insanoğlu aynı karaktere sahiptir. Sen insanoğlu ailesinin bir üyesisin. Yerini temiz olarak ve Allah'ın rahmetiyle muhafaza etmeye çalışmalısın. Her şeyi Allah'ın şerefi ve O'nun rızası için olmalıdır. O'nu razı etmezsen başka hiç kimse seni o karanlık okyanustan çıkaramaz.(İngilizceden Türkçeye çeviri)
ALLAH'IN RAHMETİ
En büyük mucize;Allah her şeyin devamlı olanını ister. Bir kulu bir,iki gün ibadet yapıp üçüncü gün bırakıp kaçarsa bunu istemez. Allah için çalışmalısın. Her şeyi Allah için yapmalısın. Belki küçük bir kulluk,o kulluğu kısada olsa,eğer o kul kulluğa devam ediyorsa Cenab-ı Allah o kulunu sever. Çünkü bırakırsan rahmet kesilir. Allah rahmeti devamlı olarak vermek ister. Eğer yüzünü Allah'tan çevirirse ona vermek istemez. Ama arzu ederse ve çalışırsa Allah devamlı olarak ona verir. Allah herkesten daha fazla verir. O ne yarattığını iyi bilir. Allah c.c.'nün kuldan istediği;O'nun sonsuz rahmetlerini istemeleridir. Bütün hizmetlerin hepsi,mecbur olan farz hizmeti de senin içindir. Eğer muhafaza etmezsen ilahi rahmet kesilir. Bundan dolayı Allah c.c.,kulları bir şey yaptığı zaman devamlı yapmalarını ister. Zayıf kullarına da onların zayıflıklarına göre hareket eder. Hiçbir zaman onlara ağır yük yüklemez. Hicret gecesinin birinci gününde Efendimiz s.a.v.'e ;
"Günde 50 kez ibadet et"
Diye emredildi. O'nun iradesi ve emriydi. Kulları 50 kez ibadet etsinler istemişti. Allah 50 kerelik ibadeti 5 kereye indirmek için bazı sebepler buldu. Efendimiz Miraç gecesinden geri döndüğünde o zaman sordular;
--- Cenab-ı Allah sana ne emretti?
--- Benim ümmetime 50 defa ibadeti emretti
--- Ya Muhammed s.a.v. bu çok fazladır,biraz azaltsın
Dediklerinde bunu üzerine Cenab-ı Allah;
"Azalttım,5 vakte indirdim ama 50 vakit namaz kılıyorlarmış gibi mükafat verdim. 50 defa kıldıklarında ne sevap vereceksem,sayısını indirdim ama 50 vakit namazın değerini muhafaza ettim"
Cenab-ı Allah'ın kullarından arzu ettiği,kulluklarına devam etmeleridir. Sevgiyi kullarına vermektir. Az da yapsalar bu kulluğu devam ettirirlerse onlara sanki bütün gün ibadet etmişler gibi mükafat verir. Allah c.c. kullarının ibadetlerini,kulluklarını kısada yapsalar onlardan rızadır. Kullukların bırakırlarsa Allah c.c.'de onları unutur. Allah c.c. buyuruyor ki;
"Kulum Ben'i muhafaza ederse,bu kulluk az da olsa onu unutmam"
Çünkü ibadeti bıraktığı zaman Allah'ı unutmuş demektir. Allah hiçbir zaman unutmak istemez. Cenab-ı Allah'ın ilahi rahmeti onu engeller ki rahmeti o kulunu üzerine gelsin Bundan dolayı Allah'tan gelen rahmet devamlı olarak akar. Örneğin musluklar çok olduğu halde kapatırsan su gelmez. Bir tanesini açarsan o bir taneden devamlı olarak su gelir. Su hayat için en önemli sebeptir. Susuz hayat olmaz. Allah'ın rahmeti olmadan da cennete girilemez. Bundan dolayı rahmeti iste. Allah c.c.'yü unutmak her musluğu kapatmak manasına gelir. Nefsimizle kavga edip kulluğumuzu koruyalım. İki rekat namaz,100 kere salavat,100 kere Lailaheillallah bütün bunlarla Allah seni muhafaza eder. Eğer bunu bırakırsan,her çeşmeyi kapatırsan hiçbir zaman sana rıza ve mutluluk gelmez. Basit bir ibadetle bile Allah'ın razılığını istemezsen o zaman sana Allah c.c.'nün sonsuz rahmetinden gelmez,huzurlu,mutlu ve zevkli olmaz. Huzurlu hayat istiyorsan bu yoldur. Eğer arzu etmezsen, işitmezsen, dinlemezsen,Allah'ın razılığını istemezsen hiçbir zaman burada ve Ahirette mutlu olamazsın. Allah c.c. ile kulluğunla beraber ilişkini koruman gerekir,bu sohbetin ana ruhu budur. Allah bize sonsuz rahmet etsin. Allah'ın rahmeti olmasa hiçbir zaman nehirler akmaz,Allah'ın rahmeti olmasa dünya üzerinde hiçbir çiçek görünmez,yeşillik olmaz,ağaçlar çiçeklenmez. Bütün bunlar Allah c.c.'nün rahmetiyledir. Eğer O istemezse her şey ölür.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

HUZURSUZ VAHABİLERE CEVAP
Hepimiz için önemli olan bu hayatı terk etmeden önce huzura ulaşmaktır. Bir kimse ölmeden evvel huzura kavuşursa onun önünde daha çok huzur vardır. Kimin huzuru yoksa Ahiret hayatında da bu onu bırakmaz. Huzur bir akıl ürünü değildir. Bundan dolayı hiç kimse kitap okuyarak Hak'ka ulaşamaz. Allah'ın dostlarının kalbini kazanarak ulaşır. Herkesin takip edeceği bir kimseyi bulması lazım ve onun iradesini kendi iradesine tercih etmesi lazımdır. Ta ki huzura kavuşana kadar. Huzur akıl ürünü değil kalpten gelir. Çok insanların izledikleri dertleridir. Hiçbir zaman kendilerini nasıl kurtaracaklarını bilemezler. Bu çok kolaydır ama nefsimiz hiçbir zaman birini takip etmek istemez. Nefsimizin karakteri kibirli olmaktır. Kibir başkasını takip etmek istemez. Kibirli kimse ile şeytan aynı seviyededir. Ve bu yüzyılın insanları şeytanın metotlarıyla aldatılmışlardır. Her seviyedeki çalışmalarla onların kibirleri daha da artmıştır. Her unvan insanlara daha da kibir vermektedir. Bu hayat sistemi kibirlilik üzerine kurulmuştur. Herkesin istediği daha fazlasıdır. Bu hayattan daha fazla bir şey almak için çalışıyorlar. Az şeylerle mutlu değiller. Bir şey değil her şey istiyorlar. Hiç kimse ilk seviyede kalmak istemiyor. Onların istediği en yüksek seviye; Bir numara olmak istiyorlar. Hiç kimse iki numara olmayı kabul etmiyor. Bundan dolayı huzur ve rahat insanlardan alınmıştır. Çok az insan huzur ve tatmin içindedir. Hayatları boyunca onların varmak istedikleri ,devamlı hayatın mutluluğudur. Herkesin istediğiyse maddi dünyanın huzurudur. Bu ruhani dünyayı çok az insan bilmektedir ki,tatmin olmak maddiyatla değildir. Tatminkarlık sadece ruhani bir durumdur. Eğer bunu bilmezsen hiçbir metotla seni huzura kavuşturmak mümkün olmaz. Tatminkarlığın tam tersidir,her adım onları daha zorluklara daha dertlere sokar,huzur vermez. Tatminlik ruhani bir değere sahiptir. Ruhani kuvvete sahip insanları bulduğunda O sana huzuru verdirir. Kur'an-ı Kerim Arapça'dır. Kur'an-ı Kerim'in içinde Allah; insanoğlunun ihtiyacı olan her şeyi vermiştir. Asırlar boyunca ve her yerde lazım olan her şeyi Allah c.c. vermiştir. Geçmiş milletler hakkında,onlara ne olduğunu,onların ruhani gelişmeleri hakkında haber vermiştir. Allah c.c. bir bir millet hakkında bilgi verirse bizim için de geçerli bir emirdir. Takip etmeliyiz. Kur'an-ı Kerim'de bu Ayeti Kerimede bize bildirildi ki;
"Musa a.s.'ın arkasından giden İsrail oğullarının ordularının önünde bir kutsal sandık gitmekteydi. Askerlerin önüne bir kutsal sandık konulmuştu. Onların kalpleri o zaman huzurluydu,karışık değildi"
Kim bu kutsal sandığı takip ederse orduya huzur verilirdi. Cenab-ı Allah takip etmeleri için mübarek bir sandık yaptı,onun içinde Musa a.s.'dan ve Harun a.s.'dan kutsal emanetler koydu. Vahabiler Efendimizin kutsallığını inkar ediyorlar ki buna şirk denir. Araplar bunu anlamıyorlar. Arapların diğer insanlardan daha iyi anlamaları gerekir. Musa a.s. ve Harun a.s.'dan kutsal emanetler huzur veriyor da,Medine'deki Efendimizin mübarek vücudu nasıl huzur vermez?
---Gelme,ziyaret etme!
Diyorlar,nasıl olur? Cenab-ı Allah bu kutsal emanetlerin bulunduğu sandığı İsrail oğullarının önüne takip etsinler diye koymuştur. Efendimizin mübarek vücudu Medine'de yatmaktadır ve onu ziyaret edenlere "şirk!"diyorlar. bu münafıklıktan başka bir şey değildir. Bu noktanın anlaşılması lazım,çok önemli bir noktadır. Bu kutsal sandığın içinde peygamberlerin eşyaları olduğu halde huzur veriyorsa peki Efendimizin emaneti şeyhlerdir,buna nasıl şirk diyorsunuz? Şeyhler Peygamberin varisleridir. Sandığın içinde maddi bir şeyler olduğu halde huzur vermektedir. Şeyhinin cübbesini,şeyhinin türbanını,şeyhinin saçlarını bulundurmak istiyorsa buna şirk denemez. Bu tam mutlak bir cevaptır ve onların batılını yok eder. Bunlar Efendimizin emanetiydi. Onların sakalına,asasına,cübbesine nasıl şirk dersiniz? Onlar Müslümanların imanını yıkıyorlar. (İngilizceden Türkçeye çeviri)

FUTBOLUN DEĞERİ

Medet Ya Seyyidi,Ya Sultan Evliya,Destur. Bu bir talimdir. Bir kişi hazırlanır. Biz geri dönmek için hazırız. Nereden geldiysek oraya dönmemiz lazımdır. Hiç kimse buraya devamlı olarak kalmak için gelmemiştir. Geri dönmek herkes içindir. Ne zaman döneceğimiz saptanmıştır. Normal insanlar için ne zaman,hangi yaşta dünyadan ayrılacaklarını bilmek zordur. Nerede olacaklarını bilmeleri ve taşımaları zordur. Ve bizler son günümüze adım adım yaklaşmaktayız. Son gün herkes için olacaktır. Son gün o kimseler için mutluluk,bazıları içinse üzüntü olur. Kim Allah'ın emirlerini takip ederse o gün onun için mutluluk olur. Ancak inanmayanlar bu dünyayı terk edeceklerini düşünmezler. Fakat ölümden sonra bilinmeyen şeyler vardır. Bu inananlar için gerçektir. Bu hayattan sonra başka bir hayat vardır. Bizim varlığımız ruhlarımızda devam edecektir. Kim dünya için çalışırsa üzülüp pişman olacaktır.
---Keşke ilahi hizmetten bir şey yapabilseydik,biz hayatımızı israf etmişiz
Diyeceklerdir. Yaratıcı vardır. Şerefli bir hizmet vardır. Kimse Allah için çalışmıyor. Allah için çalıştıysan;
---Hoş geldin! Biz senden razıyız
Derler. Öyle kimseler olursunuz ki şerefinizden dolayı üzerinize rahmet yağar. Allah için olan,ilahi kulluk için yaşayan kimseler,onlar sonsuza kadar mutlu olacaklardır. Bir kimse Allah için çalışırsa red olmaz. Milyonlarcası gelip;
---Biz Sana çalışmaya geliyoruz
Dediklerinde;
---Hoş geldiniz,şerefle!
Der. Fakat 20.yy.'ın insanları akıllarını şeytana kiralamışlar. Kafalarında hiçbir şey yok,futbol ve çok önemli aktüalite haberleri var. Akılsız insanlar bir top arkasından koşturuyor ve yüz binlerce boş kafalı insan da bunu takip ediyor. 20.yy, ademoğullarının aktüalitesidir. Herkes için en önemli şey futbol. Yaşayan insanlar için bir başka önemli şey yok. Kafalarının idrak seviyelerini futbol topunun üstüne çıkaramadılar. Bu hayatlarının en son noktası,bundan sonrasını da istemiyorlar zaten. Orada durdular. Başka bir şeyle ilgilenmiyorlar. Futbol ile meşgul olup,onun ötesinde başka bir şey düşünmeyen insanlar. Onlar futbol için mi yaratıldılar?Böyle mi düşünüyorsun?Futbol için çalışacaklar neredeyse. Yukarıya şut attıkları zaman bakıyorlar top yere düştüğünde oradalar. Futbol insanların değerini aşağı indirir. Seviye sıfır,bundan başka bir şey değil. 20 yy. insanı Allah için ilahi hizmetleri ve kulluk haklarını düşünmediler. Sadece kendilerini hapsettiler. Fiziksel olarak futbol ve diğer oyunlarla hapsettiler. Onun için yaşadılar,onun için öldüler,onun için gömüldüler. Futbol,insanın ilahi değerini sıfırlar ve sıfırın altına düşürür. Başka bir şeye de ilgi göstermezler. Bunlar nasıl mutlu olabilirler? Olamazlar. Çünkü ayakların altındaki bir topu hangisi şutlarsa insanlar bağırıyorlar. Topun arkasından uçmak istiyorlar. Milyonlarca dolar ve mark harcanmaktadır. Hayatlarını israf ettikleri gibi fiziksel varlıklarını da yoruyorlar. Anlayışları da küçülüyor ve sadece futbol hakkında düşünüyorlar. Onların rüyaları da futbol hakkında. İnanan kişi olarak çalışman gereken kendini meşgul etmemen,Allah için,Allah'ın kulluğuyla meşgul etmen gerekir. Onların kalpleri futbol ile meşgul ise inanan kişinin fiziksel ve ruhani varlığı için yaptığı her iş Allah için olmalıdır. Öğrenmen lazım;onlar nasıl kalplerini topun arkasından koşturuyorsa,sende Allah'ın peşinden koşturabilirsin. Bunu yapınca görünmeyen varlıklar seni alır ve ilahi huzura götürür. Bunun için çalış. Allah c.c. bize aslanlarını göndersin. Aslanlar en şerefli hayvanlardır. En şerefli insan Allah'ın rızasının peşinden koşandır. Sonsuz hükümdarlık O'na aittir. Sonsuz yaratıklar. Her yaratık daha fazla güzel. Onlardan biri ol.(İngilizceden Türkçeye çeviri)
EN TEHLİKELİ VARLIK

Nefis çok tehlikelidir. Güvenme ve inanma. Seni her zaman aldatmaya çalışır. Nefis,şeytanın emrine tabi olduğundan oda şeytandır. Korkunç bir şey devamlı bizimle beraberdir. Herhangi bir emre karşı emreder. Eğer dinlemezsen ve itaat etmezsen korkunçlaşır. Bundan dolayı nefsin saldırılarından kurtulmak için devamlı hazır bulunmalısın. Onun arzularına cevap vermemek için çalışmalısın. Nefis fiziksel varlığımızın arzularını tatmin etmek ister. Ruhaniyetimize benzemez. Varlığımızın arzuları aynıdır. Nefsimizin istediği aynı zamanda vücudumuzun arzularıdır. Nefsi terk etmek için fiziksel arzuları terk etmek gerekir. Nefsin arzuları sonsuzdur. Fiziksek varlığımızın nefsin arzularını tatmin etmesi mümkün değil. Nefis fiziksel varlığı itaat etmeye zorlar. Nefis bir okyanus arzu eder ama fiziksel varlığımızın istediği bir bardak sudur. Sen susadığın zaman nefsin önüne bütün kaynakları koyar fakat bu su kaynaklarından ancak 2-3 bardak içebilirsin ve doyarsın. Kim nefsini takip ederse hiçbir zaman dinlenmeye fırsat bulamaz;
---Onu al,bunu al
Der. Bütün maddi şeyler nefsin arzuları içindir. Fakat ondan kullandığımız nedir? milyarlarca doların olsa da nefis seni ;
---Daha fazlaya ulaşman lazım,çünkü maddi dünya arttıkça ben memnun olurum
Diye zorlar. Bundan dolayı nefis;en korkunç,en zor ve en tehlikeli varlıktır. Nefsimize karşı uyanık olmak lazım. Nefsin hiçbir hedefi yoktur sadece dünyalıktan daha çok ele geçirmeye çalışır. Bu saçmalıktan başka bir şey değildir. Çünkü senin maddi varlığın ölecektir. Maddi hazinelerin arkasından niye koşmaktasın?Bu dünyadan sadece ihtiyacın kadar olanını al,ihtiyacın olmayanı bırak. Fakat bizim nefsimiz arzularıyla daha da fazla istediğinden dolayı ölüme götürür. Bize ilahi hazinelerden daha fazla almamız emredildi. İlahi hazinelerden kazandıkların daimidir,sonsuza kadar ebedi ve ezeli olarak sana aittir. Daha fazla maddiyat mahveder ve onları ağır yük altında öldürür. Nefsinden uyanık olmanın manası; nefis hiçbir zaman ruhumuza yol vermez. İlahi hazinelere varmaya müsaade etmez. İnsanları köle yapar. İlahi alemin kulu olmak yerine maddi alemin kölesi oldular. Bütün dünyanın yaşadığı esas ekonomik kriz üzerine konuşuyorlar,herkes mark,dolar üzerine konuşuyor. Nefsimizin şeytanla beraber bize öğrettikleri budur. Allah c.c. bize ilahi alem için arzu ve şeref versin,dünya için değil.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

SABRIN MÜKAFATI

Milyonlarca insan gelmekte ve gitmekte. Caddelerde hep aynı insanlar dolaşıyor zannetme. Bugün geçtikten sonra imkansız geri dönüş yok. Bugün bir gün,yarın başka bir gündür. Bugün 24 saattir,yarın gelecek olan 24 saat ise başkadır. Bu Allah c.c.'nün büyüklüğüne bir işarettir. O hiçbir zaman kopya yapmaz. Yeni gün yeni olaylara gebedir. Yeni ölüm yeni insanlara. Her şey yarın için değişecektir. Öbür gün tam bir değişiklik. Yaşadığımız olaylar insanları yorar. Görmekten de işitmekten de yorulurlar. Kim zorluklar içinde görür ve işitirse onların yükü ve ağırlığı üzerine gelir. Büyük Şeyh Efendi (Allah rahmet eylesin) bana şöyle söylemişti;
" Çok evliyalar gözlerini açamazlar,ayağa kalkamazlar,hatta ibadet bile edemezler. Onların baktıkları gece ve gece yarısıdır. Yorulurlar ve uykuya düşerler. Şeytan onları lanetlenmiş işleri için aldatamaz."
Şeytan ve onun işleri lanetlenmiştir. Kim ki şeytanın işlerinden alırsa onlarda lanetlenir. Eğer bile kimse lanetlenirse hiçbir şey ona fayda veremez. Kimse onu destekleyemez ve yardım edemez. Onu hiç kimse taşıyamaz. Eğer bu milletlere gelirse milletler ortadan kalkar. Eğer lanetlenme batıl inançlar üzerine gelirse onlarda yok olacaktır. Sadece Müslümanlar kalır,onlara lanet yoktur. Kim rahmet edilen kişileri takip ederse onlara hiçbir zaman lanet gelmez,rahmet yağar. Rahmet edilen kimselerin hayattaki ümitleri zevkleri huzur doludur. İnsanlar;
---Çalışmalıyız
Diyorlar.
---Ne için,kimin için?
Eğer kendin için çalışırsan öleceksin,sana bir yarar sağlamaz. Niye yoruluyorlar? Bu hayat için çalışan herkes lanetlenmiştir. Lanetlerinin esas sebebi dertlerinin de esas sebebidir. Eğer insanlar tatmin olmazlarsa daha çok problem yaparlar. Şimdiki insanların % 99'u kendi hayatlarından memnun değildir. Memnun değillerse zaten üzerlerine lanet gelir. Bal toplayıcıları vardır. Bazen arıların sokmasına tahammül eder. Çünkü arı gün boyunca bal toplar ve topladıklarının alınmasından memnun olmaz. Adam;
---Önemli değil,sonunda bitecek ve bende bal yiyeceğim
Der. Dünya üzerindeki insanların gayeleri nedir?Birçoğu problemler meydana getirmişlerdir. Onların üzerine saldırdıklarında bağırıp,ağlayıp,dert yanarlar.
---Bir dert taşımak zorundayız
Derler. Arı kadar akla sahip olsalar;
---Arı taşıyıcısı,niçin bu arıların saldırılarına katlanıyorsun?
Diye sorarlar. O da cevap verirdi;
---Çünkü sonunda balı yiyeceğim.
Dünya üzerindekiler niçin kavga ediyorlar?Niçin birbirini öldürüyorlar? Onlar için ağır bir yük yoksa niçin bu dertleri ve ağır yükleri taşıyorlar? Meczup olmaları lazım. Kim sonsuz bir hayata inanırsa bizim söylediğimiz bütün dertlere sabırlı olur ve sonsuz hayatlarında Allah tarafından sonsuzlukla mükafatlandırılırlar. Bir kimse taşır ve sabrederse bu mükemmelliktir. Cenab-ı Allah'ın rızası için sabırlıdır ve Allah'tan rahmet ve sonsuz hayatı ümit eder. Hiçbir şeye inanmayan bu insanlar çok delidir. Bütün hayatları sefaletle geçer. Hiçbir şey ümit etmezler. Öldükleri zaman da bu ıstırap her gün onları buğdayı nasıl ezerlerse yoğurur ezer. Günler,haftalar,yüzyıllar insanları yoğurmakta ve öğütmektedir. Bu ümitsiz insanlar,akılsız ve zavallıdır. İnsanların belki %99'u ümitsizdir,bu da onları değirmenin buğdayı ezdiği gibi ezer. . Belki ezilmenin verdiği ıstıraplar gelmekte ama bu hayattaki ıstıraplardan sonra mutlu sonsuz bir hayat gelmekte olduğu için inananlar mutludur. Kalplerinde ümit olmayanlar ise en ağır yükü taşımaktalar. Bu milletler için üzüntü kaynağıdır.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

İLAHİ ALEM
Şeyhle sohbet bizim ruhlarımızı besler. Ruhlarımız da fiziksel varlıklarımızdan daha önemlidir. Ruhlarımız ilahi alemden yiyeceğini alır. Fiziksel varlığımız dünyadan yiyeceğini alır. Kim ilahi aleme değer verirse;ilahi alemden gelen dünyadan gelenden daha hayırlıdır. İlahi alemden gelen bizim içimizi aydınlatan ilahi nurlardır. Dünyadan gelen şeyler karanlığa aittir. Dünyadaki beslenme sizin fiziksel varlığınıza biraz destek verir ve çabuk biter,ama ilahi beslenmenin hiç sonu gelmez. Kim ilahi beslenmeye sahipse onların yaşları fiziksel varlığına ait olmasına rağmen hiçbir zaman yorulmadığı gibi daha da kuvvet kazanır. Çünkü ilahi güç sana mükemmellik verir. Fakat dünyaya ait beslenme geçici beslenmedir. Fiziksel varlık için her öğün yemen lazım ve sonra yine ihtiyaç duyarsın. İlahi beslenme olarak aldığın şeyler kalıcıdırlar. Daha büyür,gelişir ve sana daha çok güç verir. Bizim yollarımız ilahi aleme doğrudur. Ruhani kuvvetine göre ilahi aleme yükselirsin. Herkes için önemli olan daha fazla güç istemek ve ruhaniyetlerini kurtarmaktır. Nefsinin hapishanesinden kendisini kurtarması gerekir. Nefis ruha saldırı ve ilahi destek almasına mani olur. İlahi aleme yükselmesini istemez. İhtiyacımız olan her durumda daha çok destek ve yardım istemektir. İlahi yardım ruhaniyetimiz içindir. Ruhaniyetimiz de kuvveti sadece sohbette alır. Bizim meclisimizin değeri sadece meclise katılan insanların niyetlerine göredir. Eğer gerçekten bir destek istiyorlarsa onu alırlar. Bu sohbete katılmak için doğudan ve batıdan çok kimse geliyor. Bu ruhlarımızın arzusudur. Ruhlar saftır. Saflık ruhlarımıza ait bir şeydir. Nefisle arkadaşlık ederlerse,nefis ruhlarımızı kirletir. O zaman bir temizliğe ihtiyaç vardır. Temizlik de sohbettedir. Sohbet kısa olabilir,uzun da olabilir. Onu almamız lazım. Hiç olmazsa haftada bir kez meclise sahip olmamız lazımdır. O da peygamberlerin yolunu,özellikle en son peygamberimizin yolunu takip etmelidir. Özellikle takip için öyle bir seviyede olmalıdır ki,insanlar ona baktığında rahatlık ve huzur içinde olmalıdır. Eğer bir mecliste huzursuzsan senin için faydasızdır. Sana gerçek kuvveti veremez. İnsanlar, hastalar için kan veriyorlar. Kanın grubu uymuyorsa dener. Sınıflandırılmış kan grubu gibi bir çok meclisler vardır. Bak,eğer senin ruhunun grubu bu kişinin ruhuna uymuyorsa başka meclis ara;
---Hasta kişi kan almalıdır
Derler. Ama "kan"ismi yeterli değil,her kan aynı değil,değişiktir. Aynısını bulmak neredeyse imkansızdır. Aşağı yukarı aynıdır. Başparmağın ölçüsü,hiçbir zaman aynısını bulamazsın. Herkesin kanının da aynı olduğunu düşünme. Herkesin içindeki tektir.% 100 olarak uygun olması imkansız. Allah hiçbir zaman kopya yapmaz. Cenab-ı Allah yaratır. Herkes bir tektir. Herkesin yaratılışı tektir. İkinci bir tanesi asla olamaz. Cenab-ı Allah hakkında bir fabrika yaratıp yaptığını düşünme. Her şey içinde her şey tektir. Manası;onun gibi bir şeyi daha önce yaratmamıştır. Başka bir kimseyi de onun gibi yaratmamıştır. Onun yaratılışı yeni modeldir. Hiçbir zaman daha önce yaratılmamıştır. Ruhani gelişme için bakmanız lazım. Hangisi sana daha rahatlık veriyorsa onu takip et. Onunla beraber ol. Bu senin için kafidir. Efendimiz s.a.v.'e varmak için kafidir. O seni Efendimizin okyanusuna taşır. Onun deryası senin için ve her şey için kafidir. Verebileceği mükemmelliği sana verecektir. Levh-i Mahfuz'da yazılan sohbet önemlidir. Sana benzer bir arkadaş bulursan o meclisi muhafaza et. . sonunda bu seni Efendimizin deryasına ulaştırır. Kıyamet günü huzura çıkmak için bütün ümmetin ruhlarını hazırlar. Bu önemli bir noktadır. Efendimize ulaşmak için yollar aramalıdır. Eğer bir kimse Efendimize ulaşacak yolu bulamazsa hangi istikamete gideceğini bilmeyen gemiye benzer. İslam'da tarikatın önemi bundan dolayıdır. Bu bilinmezse herkes Efendimize giden yolları kaybeder. En önemli düşmen şeytan,kişilerin tarikatı takip etmemelerini sağlar. Şeytan her yerde merkezlerini kurdu ve tarikata karşı propaganda yapmakta;
---Tarikat yoktur!
Diyor. Her yerde tarikatları kabul etmemek için savaşıyorlar. Onlara göre;Allah'ın huzuruna varmak için hiç yol yoktur. Şeriat ne söylüyorsa tarikatta onu söyler. Tarikat toplar ilahi aleme taşır. 200,300 kişi alır uçurur. Tarikatı şeriat için muhafaza edersen,tarikatlar vasıtadır. Onlar hiç yükselemezler olduğu yerde kalırlar. Yıllarca uçağın kalkış yerini gezsen,uçamazsın. Tarikat uçak gibidir. İnsanları alır ilahi aleme uçurur.(İngilizceden Türkçeye çeviri)
HAKİKATE GİDEN YOL
Efendimiz s.a.v. işaretler yaklaştığı zaman ne olacağını söyledi. Onun ümmeti 73 çeşit fırkaya ayrılacaktır. Bir tanesinin haricinde diğerlerinin hepsi yanlış yolda olacaklar. Hepsi ayrılıp yollara sapacaklar,sadece bir yol hakikati gösterecektir. Doğru yol için sayısız istikamet vardır. Lakin hakikatin bir istikameti vardır. Bu yüzyılın başından itibaren 80 yıldır,Efendimizin belirttiği gibi şeytan onların öğretmenidir. .onlar kendi iradelerine göre takip etsinler diye şeytan çok çeşitli istikametler yapmakta. Maddi varlıklarının arzularına göre takip etsinler diye,çok çeşitli insan grupları vardır. Bu insanlar şeytanın temsilcileridir. Efendimiz s.a.v.',in takipçisi değildir. Bir kimse ayağa kalkıp;
---Ana yolu takip etmek istemiyorum,insanoğlu için kolay bir yol yapmak istiyorum
Derse şeytana taraftardır. Hakikate giden yol birdir. Hakikat birdir. Hakikate giden iki yol bulamazsın. Bazı insanların hobileri vardır. Bazılarının istediği bir numara olmaktır. Başka birinin emri altına girmek istemez. Serbest olmak ister. Bu bizim nefsimizin çok kuvvetli bir iradesidir. Allah c.c.,Adem a.s.'ı yarattığı zaman yalnızca şeytan secde etmedi. Eğer secde ederse onun emri altına gireceğini biliyordu. Nefis şeytanın temsilcisidir. Kim nefsini kontrol etmek isterse şeytan ona hiçbir şekilde saldıramaz ve arkasından takip ettirmeye zorlayamaz. Şeytan hiçbir zaman ikinci olmak istemedi. Her zaman birinci olmak istedi. Meleklerin arasında bilgi sırasına göre birinciydi. Meleklere bile öğretiyordu ve;
---Ben bir numarayım ama Allah ,Ademi yarattı,beni kontrolü altına alacak,ben şimdi onu takip etmek zorunda kalacağım. Memnun değilim
Dedi ve secde etmedi. Bu kadın ve ya erkek herkesin içinde vardır. Kadınlarda ;
---Erkeklerin sahip olduğu haklara sahibiz
Diyorlar. Neden herkes aile içindeki alışkanlıklarına eski geleneklerdeki gibi devam etmiyor?Çünkü şeytanın kontrolü atındadır. Şeytan onu;"eşit haklara sahip olmak lazım"diye zorlar. Aile bir erkek ve bir kadından oluşur. Kavga kadınla erkek arasında,ailede olur. Eğer herkes ;
---Bir numara olayım,eşit haklara sahip olalım
Derse ne olur?Bundan dolayı şeytan,insanoğlunun Allah'a itiraz etmeleri için çok geniş imkanlara sahip olmuştur. Bizlerdeki kıskançlık ve kavga etmek insanoğlunun en kötü karakterlerinden birisidir. Adem a..s yaratıldığı zaman şeytan;
---Ademoğlunu tanımam. Eğer Cenab-ı Allah onu öyle bir pozisyona getirir de emrederse ben onun emirlerini kabul etmem. Ben emir eder pozisyona gelirsem,insanoğlunun varlıkta kalması için hiç imkan bırakmam.
Bu şeytan gerçeğidir. İnsanlar Efendimiz zamanından uzaklaştıkça bu kıskançlık daha da büyüdü. Ne zaman İslam doğuda ve batı da yayıldı,şeytan kuvvetini Müslümanlar için kullandı. Onları şeytanın takipçileri yaptı. İnsanlar eski yolları ve şeytan yolunu kullansınlar diye bir yol buldu. Vahabi hareketi o gruptan bir tanesidir. Onlar yüzyıl kadar önce de ortaya çıktılar,sultan onları kaldırdı ama 19.yy başlarında sultanın gücü bittiğinde ve halife kalmadığı zaman bu grup yine ayağa kalktı. bu hareket Efendimiz s.a.v. zamanından bu güne kadar devam etti ve devam edecektir. Bazı politik gruplar,insanlar tarafından desteklenmek için oluştu. Onlar için ilgi kaynağı oldu ve onlar için güç kaynağı da olacağını düşündüler. Efendimiz s.a.v tarafından lanetlenmiş olan Arap milliyetçiliği Efendimizin ümmetini parçalamıştır ve ümmete zarar vermektedir. Arapların istediği 20.yy'ın başından halifeden bağımsız olarak Arap krallığını kurmaktı ve bu yüzden sultana karşı ayaklandılar. O sultan Efendimizin takipçisi bir halifeydi. Savaştılar ve Avrupalı Hristiyanlar, Müslümanlığın halifeliğini aldılar. Biz böyle bir zamanda yaşamaktayız. Onlar şeriatı,Kuran'ı ve Efendimiz s.a.v.'in yolunu takip etmiyorlar. Çok tehlikeli bir zamanda yaşamaktayız. İslam'ın bütün düşmanları ayağa kalkmışlar. Biz ise kontrol oluşturmak istiyoruz. O zaman İslam'ın hakikati en kısa zamanda parlayan bir yıldız olacaktır. İlahi kanunları kullanmak istemiyorlar ve bundan dolayı güm be gün geri gidiyorlar. Vahabilerin düşündüğü politika budur. Fakat "Ehli Sünnet Vel Cemaat";onlar kurtulacaktır. Müslümanlar için doğru yol budur ve şeriatın gücünü bulurlar.(İngilizceden Türkçeye çeviri)
MANEVİYATA MUHTACIZ
Her kimde manevi üstünlük varsa dünyada ve Ahirette şereflidir. Dünkü gündeki manevi gücümüz maalesef bugün yoktur. Parayla ve maddi güçle ayakta durmaya çalışıyoruz. Manevi sıkıntılarımız artmaktadır. Kimsede sormuyor;
---Bu cemaatin dünü nasıldı?daha mı kötüydü daha mı iyiydi?
En azından geçen seneyi kıyasladığımızda geçen sene mi daha iyiydi bu sene mi? Tabi ki geçen sene. Doktorların hastaya bakıp;
---Nedir bunun sorunu?
Diye sorduğu gibi,bu cemaatin de bir araya gelip akıl sorduğu yok. Çöküntü manevi çöküntüdendir. Kimsede memnunluk yok. Çünkü maneviyat ve şükür yok. Şükür oldu mu işin bitti. Bu cemaat gökyüzünün emrini saymıyor hafife alıyor. Onun için ayağa kalkamaz. Polisin koyduğu trafik kanunlarına saygı gösterirler.
---Gökyüzünün emri sayılmayacak mı bu memlekette?
Maalesef manevi değerlerimizi sıfırladık. Takviyeye ihtiyaç vardır. Cenab-ı Hak bu memleketi istavrozdan kurtardı,bize ilahi lütuf eyledi. Neyi bekliyor bu insanlar? Allah c.c.;
"Başka kullarımı,başka kullarıma musallat ederim,ta ki onlar gelirler keserler,küçük aciz demezler hepsinin işini bitirirler."
Cenab-ı Hak'kın emri geldiği vakitte;
"Sizi birbirinizle terbiye ederim"
Buyuruyor. Müşrik orduları Efendimizin Ashabının üzerine yürüdüler. Sahabeler Efendimizle karşılaştıklarında;
''Medet bizde,iman bizde,biz üstünüz,bunların haklarından geliriz''
dediler. Müşrikler silah ve asker çokluğuyla kazanacaklarını zannettiler. Allah c.c. onların kalbine korku verdi ve hücuma getirildiler.
---Allah bize kazandırdı
Diyemiyorsunuz. Deseniz alnınız secdeye gidecek. Maneviyata muhtacız. Sen Allah'a kulluğunu ikrar etmezsen,
--Kendisine ibadete layık yalnız Sensin,Sana secde ederiz
Deyinceye kadar gökyüzünden sana cevap gelmez. İslam dininin arkasına düşülmesin. Gökyüzünün iradesi yere karşı geldiğinde durulmaz. Kum fırtınası çıkmış; bunu gönderen taşı da savurur,isterse taşı buz gibi,isterse ateş gibi gönderir. belki harareti de yüzlerce dereceyi bulur. Allah'ın emrini sayacaksın! Yapmadığın takdirde gelen seneye halimiz perişandır. Gafletten uyanalım,sağımıza solumuza bakıp,bize ne gerektiğini bilelim. Çoluk çocuğa dini,imanı,Rabbimizi öğretelim. İlle de maneviyat!Efendimiz s.a.v.,ümmetlerine "Manevi güç kazanınız"
Diye vasiyet etti.

ALLAH DOSTLARI

İman ve İslam. Nur deryaları da var ,zulmet denizleri de var. Dünyadan çıkan adam:onun ruhaniyeti ya nur denizlerine ya da zulmet denizinin içine girer. Nur denizinin içine giren kimse bahtiyardır,saadet sahibidir. Nur denizine giren adam oradan çıkmak istemez. Zulmet denizine düşen,karanlık dünyalara giren kimse; Zifiri karanlıklara giren kimse hiçbir şey olmasa bile karanlığın korkusu içine girer. Bir lahza bile yalnız bırakmayacak bir karanlık. Çeşit türlü zulmet bulunan bir yere girer ve oradan kaçmak ister. Herkes bu dünyadan çıkacak. Lakin hangi kapıdan seni çağıracaklarını düşün.
---Aydınlıktan mı?karanlık kapısından mı?
---Ey insanoğlu kendin için ne ettin?ne işledin?
O gün o dünyada kalabalıklardan kimse yoktur. Zulmet denizine giren adam tek başınadır ve ona ünsiyet verecek kimse yoktur. İnsan nasıl yılanı akrebi gördüğü vakitte korkar soğukluk gelirse,o karanlıklar dünyasına düşen kimse her an akrep ve yılan sıfatının 70 defa fazlasını yaşayacaktır. Çok kısa dünya hayatında dünyada ne için bulunduğunun farkına varamayan kimseye yazıklar olsun!kendi kendine;
---Bana yüz bin kere yazıklar olsun
Diyecektir. Ama ona üns verecek hiçbir şey yoktur. Ancak her an zehirli bir yılanın ısırması ve ya bir akrebin kuyruğunun vurduğu gibi her an ona vurulacaktır. Dünyada güç topla!Cenab-ı Hak’ka yakınlık ara. Cenab-ı Hak’ka yakınlık Efendimize yakınlıktır. Efendimize de onun yakınlarını bulduğun vakit yakınlık bulursun.
---Efendimizin yakınları kimlerdir?
Efendimizi tutanlar,sayanlar,onun yoluna baş koyanlar yakınlarıdır. Onları arayıp bulursa,onların yakınları Efendimizin yakınları olur. Efendimizin yakınları Allah c.c.’nün dostları olur. Hiçbir şey olmazsa Allah c.c.’nün dostlarını ara bul. Onları bulanlar kurtulacaktır. Bin yılın toplamına millenium deniyor,kaç millenium geçti.7 si bitti 8 i geliyor. Bunun yarısı dünyaya aittir,yarısı ahirete aittir. Bazı dört köşe kafalı,geri zekalı,mankafalı,mongol tipli iki ayaklı insanlar kendi akıllarınca;
---Şeyh Efendi tarih söyledi de tutmadı!
Diyorlar. Cenab-ı Hak,Efendimize kitabında 1500 sene evvel ;
“Kıyamet yakındır”
Diyor. Cenab-ı Hak’kın sünneti kıyameti yakın göstermektir. Kıyamete,Mehdi’ye daha çok var demek yanlıştır.
---Daha güneş kaç sene daha yanacak?Yana yana külleri mi dökülecek?
---Güneş yanıyor,yanan bir maddedir
Diyorlar,lakin yavur kafası hikmeti anlamıyor. Güneş yansaydı külleri dökülürdü!Lakin Allah’ın hikmeti,nur verecektir. Gece gündüzü takip ediyor,günler günleri takip edip Kıyamet günü gelip dayanacak. Müminler uyanık olsun diye,gelecek sene diyebilirim;vapur geliyor,vapurun gelmesine 10 saat var,öbürü der 5 saat var,diğerleri bekler ve hazırlıklı olanlar kazanır. Lakin kabak kafalılar çok bilir. Zebur’u ezbere bilirler,hikmetini bilmezler. Bu evliyanın hikmetidir;uzakta olanı yakın gösterip uyandırmak için. Allah ile kavuşacağı divanda hazırlıklı olsun diye. Biz her şeye iman ettik peygamberlerin sözüne de iman ettik. Ahir zaman Peygamberi;
“Dünyanın hakimiyeti kafirlerin elinde olacak”
Diye haber verdi,bildirdi. Deccal gelecek tüm kafirleri elinde toplayacak. İsa a.s. gelince Deccal ile kılıç dövüşü yapacaktır. İnanacaksın! İnanmazsan imansız atarlar seni. Zulmet denizi asit denizine benzemez daha kötü. Sakin ol,sana biri bir şey derse
---La havle velakuvvete illabillahil aliyyulazim
Çek .Onu çekince sana zulmedene el kaldırma. Elini dilini gözet,
---Ya Rabbi,sana havale ettim
De, bu yeter.

MÜSLÜMANLIK
Cenab-ı Hak kulları için din olarak İslam’ı seçti. İslam’ı seçip ahir zaman Peygamberini insanlara gönderdi. Emirlerini tutarsın ve ya tutmazsın. Cenab-ı Allah Habibine buyurdu;
“Ey Habibim,sen Ben’im emrimi bildirdin. Lakin onların başlarında durma,isteyen emri tutsun isteyen tutmasın. Sen tebliğ edersin,isteyen alır,isteyen almaz.”
Bu insanların çeneleri bağlanacaktır. Çoğunun da çenelerinin bağlanması kısmet olmaz. Cenab-ı Allah hepimizi muhakeme edecektir. Binaenaleyh 1500 senedir peygamberini göndermiş ve İslam’ı takdir etmiştir. Hüküm olarak en güzel yoldur. Buraya kadar yetiştik. Bu dini getiren Peygamberin doğduğu mübarek geceden itibaren şeytan seferber oldu. Şeytan insanların Allah’a kulluk etmesini istemez. Şeytan;
---Bunların yüzünden Cenab-ı Hak beni cennetinden kovdu,arkama düşsünler benimle birlikte ahirette yansınlar.
Cenab-ı Allah;
“Sana izin veriyorum,lakin insanoğluna irade ve akıl verdim. Baksınlar görsünler,aklını ve iradesini kullanamayıp senin peşinden koşanlar da seninle beraber yansınlar.”
Allah’ın bir tek dünyası var zannetme. Saltanatına azametine bu büyüklükle sahipse çok az. Allah’ın kullarının hesabını kimse bilemez. Rabbül Alemin dendiği zaman;Alemlerin Rabbi’dir. Çokluğunun hududunu bilemezsin ve bulamazsın. Bu asi gelen bir avuç insanların,şeytanı dinledikleri için cehenneme girmeleri güzel bir şey değildir. Bu güne kadar kimse çıkıp da;
---İslam'da bir eksiklik var!
Diye söyleyemedi. Çünkü Allah’ın emrinin yanında kendi emrini söyleyecek kimse yok. Senin aklın bir noktadır. Cenab-ı Allah’ın ki nihayetsizdir. Şimdiki insanlar;
---Biz biliriz
Diyorlar. Onların iradelerini görelim bakalım ne yapacaklar. Zararını yine onlar çeker. Bununla beraber biz ahir zamandayız. Herkes;
---Biz Müslümanlığı kabul etmeyiz
Diyor. Bu ahir zamanın bütün pisliğini Müslümanlar üzerine yüklemek olmaz. Allah'a havale ederiz. O zaman Allah’ın mahkemesinin hükmü kesindir. Bu peygamber makamındaki yapılan zulmü Allah’a havale ederim. Dillerini,kalemlerini,kendilerini tutsunlar,yoksa dünya boş değildir. Gök kapıları açılıp da
---La havle vela kuvvete illa billahil aliyyul azim
Çekenlerin duası geri çevrilmez. Dikkat edin. Müslümanlara kötülük atmayın. Müslümanlıkta kötülük yoktur. Tertemiz pak dindir. Peygamber Efendimize;
-----Müslüman nasıl olur?
Diye sorduklarında,
“O kimsedir ki,Müslümanlar onun elinden ve dilinden emniyettedir.”
Müslümanın elinden ve dilinden kimseye zarar gelmez. Elinle de dilinle de kimseye zulüm olmaz. Elinin tuttuğu sopa,bıçak,bomba neyse kimseye eza veremezsin. Sana müslümanlarla ilgili kötü bir haber gelirse “Estağfirullah”çek. İslam’a kim dil uzatırsa dili kesilir. Bir illet verilir,onun dilini kese kese bitirirler. Müslümanlık nedir bilesin; Müslümanlık,iyiliği emreder. Kötülük neredeyse yavurluk oradadır. Müslümanların takva sahipleriyle eskiden alay ederlerdi. Müslüman gereksiz yere karıncaya bile dokunmaz. Cenab-ı Allah’ın yarattığı her yaratığın yaşamaya hakkı vardır. Ama sen dil uzatırsan,Cenab-ı Allah yatağını içine bir yılan ve ya akrebi bulur sokar. Bundan dolayı ayakkabını silkelemek ve yatağa bakmak sünnettir. Ama Müslümana dil uzatan insanlara mahlukat düşman olur. Birine;
---Ölümün denizden olacak
Diye haber verildiğinde,denizin ortasına kale yaptırmış ama zehirli örümcek tabağın içinde gelip onun ölümüne sebep olmuş.
Müslümanlık her yaşayan mahlukatın hayat hakkını kabul eden dindir. Sen müstahaksan,Cenab-ı Allah sana musallat olur ve öldürtür. Dikkat edin acz içindeyiz. Allah’la muharebeye kalkmasınlar. Din Allah’ın dır,bizim hiçbir şeyimiz yok. Her kim İslam’la karşı karşıya gelirse Allah’la karşılaşır. Bu zamanda çok fitne vardır. Şeytanı sevindirmeyin. Her gün yeni işitilmeyen şeyler okuyor onlara karşı dikkatli olun.

HUZURA ULAŞMAK
Her zaman sohbetlere devam etmeye dikkat etmek gerekir. Yeme içme için konuşmaya ve insanları teşvike gerek yok. Çünkü yaşayanlar yiyip içmedikleri zaman bir çeşit ağrı hissederler. Bundan dolayı fiziksel varlıkları yeme ve içmeye koşmaktadır. Açlık ve susuzluk onlar tarafından duyulur. Bir kimse eğer aç ise açlık ağrı verir ve yemek bulmak için etrafına bakar. Fiziksel varlığı bunu hissettiğinden kendini doyurmaya çalışır. Huzursuzluktan huzura ulaşmak amaçtır. Bizim hayvan tarafımız tamamdır. Bir şey söylemeye gerek duymadan yemeye içmeye koşarız. Fakat ruhani varlığımız ilahi aleme aittir. Dünyaya ait değildir. Bundan dolayı ruhani varlığımız hiçbir zaman yeme içmeyle tatmin olmaz. Ruhun istediği maddi dünyadan değil,ruhani alemdendir. Peygamberler insanları teşvik etmek ve ruhlarını beslemek için gelmişlerdir,çünkü fiziksel varlığımız her zaman öne çıkar ve perdeleyip engeller.
---Ben yemeliyim,ben içmeliyim,ben zevk elmalıyım
Der. Bizim hayvan tarafımız geldiğinde ve ruhani varlığımızın önünü kapattığında genellikle bundan mutlu olunur. Fiziksel varlığının isteklerini tatmin ettiğin için mutlu olduğundan her şeyin tamam olduğunu düşünürsün. Bundan dolayı Allah c.c.,orucu emretmiştir. Oruç tuttuğun zaman senin fiziksel arzuların ve ruhani arzularında ayağa kalkarlar ve istemeye başlarlar. Dolayısıyla senin fiziksel arzuların yemeden ve içmeden zayıf kalır. Ruhani varlık oruçla kuvvet bulduğundan; fiziksel ve ruhani varlık arasında kavga başlar. Eğer sen bu dengeyi muhafaza edersen fiziksel ve ruhani arzular arasındaki dengeyi muhafaza edersin. Bütün manevi liderler kendilerini takip eden insanlar üzerinde bu dengeyi kurmaya çalışırlar. Senin gerçek varlığın karışıktır. Senin karakterin ortaya çıkar.
Su; H20’dan meydana gelir. Eğer suya su olarak ayrı bakarsanız su ve hidrojeni ayrı ayrı göremezsiniz. Ayrı olarak tutarsan da suyun gerçek karakteri bulunmaz. Oksijen ve hidrojen atomları ayrı olup yeni bir birleşme formülü bir araya gelmedikten sonra su olması mümkün değildir. Oksijen ve hidrojen arasında balans olursa su karakterini kazanırlar. Allah c.c. der ki;
“Her şey arasında denge kurdum”
Bu denge içinde her şeyin kendi kişilikleri içinde gözükür. Hidrojenin miktarı 3 olsa,3+3 olarak birleşseler su karakteri olmayacak ve başka bir karaktere bürünecektir. Balans,denge;her şeye Allah dengeyi koymuştur. Dengesiz varlıkta hiçbir şey olamaz. Filozoflar teslim olup;
---Bir varlık,varlıktaki dengeyi kurar,iki olamaz
Demişlerdir. Nizam-ı alem,denge her şey için. Dünyanın dengesi;her şeyde dengeyi bulursun. Şimdi yaratıkları öldürmek için çeşitli zehirli maddeler icat ediyorlar.
---Bu hayvanlar zararlı,onları öldürmeliyiz
Deyip katliamlar yapıyorlar. 50-60 yıl önce ben küçükken var olup da bugün soyu tükenmiş bir çok yaratık vardır. İnsanların akıllarındaki tehlikeli bir hareket,insanlar arasındaki harmoniyi kaldırır. Çünkü Alemlerin Rabbi her şeyi yaratmıştır. Dünya üzerinde iki karıncanın arka arkaya koşmasının arasında bile denge vardır. Aklımızın taşıyamayacağı çok hassas bir denge vardır ve senin fiziksel varlığınla ruhani varlığın arasında denge olması gerekir. Bu denge içinde senin kişiliğin görünür. Senin kişiliğin maddiyatınla ve ya maneviyatınla değil,bunların ikisi bir araya geldiği zaman gerçekleşir ve buna göre kişiliğin ortaya çıkar. Bu çok önemli bir noktadır. İradede; Rabbinin halifesi olarak sana verildi. Bu. İradeni denge içinde kullanmalısın. Ruhani ve fiziksel varlık arasındaki eşitlik olmalıdır. Bunu kullanabilirsen mükemmel bir kul olursun. Eğer değilse ilahi hizmetli kulların içine giremezsin.
Bu dengeyi nasıl kurabilmeleri gerektiği noktasını öğretmek için ilahi alemden peygamberler gelmiştir. İnsanlar ilahi hizmeti yapabilsinler diye peygamberler insanlara doğru yolu göstermişlerdir . Eğer bu hizmeti yapamazsan gerçek kişiliğini kaybeder ve düşersin. Sohbet;senin dengeni ve nefsini koruyabilmeni öğrenmen içindir. Çünkü nefis her zaman bir numara olmak ister, kendini öne koyar;
---Ben birinciyim
Der. O hedefe ulaşmak için metot ta değişik olur. Şeriatta ilahi emirler farklıdır,tatbikatta ise aynı nokta üzerindedir. Kabe'ye gelenlerden bazısı kuzeyden,bazısı doğudan,bazısı batıdan,bazısı uçakla,bazısı deveyle gelir. Bundan dolayı şeriat,hayatın şartlarına göre değişik olur. Hatta son,şeriatta son olarak, iman tatbiki değişik yollardadır. Tatbikat ruhaniyete ihtiyaç duyar ve ruhani insanlara ihtiyaç duyar. Onlar da değişik yollara ihtiyaç duyarlar. İnsanların anlayışlarına ve kapasitelerine göre değişir. Bundan dolayı;
---Nakşibendi Tarikatı değişiktir
Diyoruz. Diğer tarikatlar da insanları dengeyi sağlamak için hazırlarlar. İslam bütün insanlara muhteşem mükemmelliği ve dengeyi sunar. Ruhani ve fiziksel varlık arasındaki dengeyi ilahi huzura getirir. Şah-ı Nakşibendi h.z.,onun sohbetini işitmen ve duyman ve muhafaza etmelisin. (İngilizceden Türkçeye çeviri)

İYİLİK YAPMAK
İnsanın nefsi ,şeytanın dişisidir. Kadınla erkek buluştu mu şeytan gelir. Nefsine sahip olamayan kimse şeytana yataklık yapar. Üzerine şer yağar. İnsan kötülük yapmak için gelmemiştir. Hayvan ısırır,teper,mazurdur yani özrü vardır;
---Sen benim hayvan olduğunu bildiğin halde niçin beni dürtükledin?sende akıl var bende yok!
Kıyamet gününde hayvan ve insanın muhakemesi vardır. Onun için hayvan birini öldürürse kanun tutmaz. Kanun insan içindir. Hayvanlar ziyan işlese çobanı mahkemeye çekerler. İnsanlar iyilik yapmak için yaratılmıştır. Kötülük yaptığı zaman insanlıktan çıkar. Zamanın birinde bir çocuğu köpek ısırmış. Gece olunca çocuk inlemeye başlamış. Babası;
---Oğlum neden köpeği ısırmadın?
---Ey baba ben köpek değilim ki,
Demiş. İbret alan adama bu hikaye yetişir. Bu kadar ulemalar,evliyalar insanlığı öğretmek için gelmiştir. Ancak şimdiki zamanda herkes insanlaşmaya değil canavarlaşmaya çalışıyor. Nereye bakarsanız daha da
vahşileştirmeye sevk eden şeylerin arkasına düşülmüş. İnsanlığını yitiren seviyesiz kişilerin seviyesine sen düşmeyeceksin. İnsanlar,izzeti nefis derler. Allah;
“İnsanın nefsinin boş gururu onu günah işlemeye sevk etti.”
Diyor. Bu zamanın insanına güzel söylesen ters anlar,sözü bilhassa nasihati kabul etmez. Nasihat edeyim deme sana küfür eder,dövüşür.
---Benim nasihate ihtiyacım mı var?
Der. Deveye demişler ki;
---Nereden geliyorsun?
---Hamamdan geliyorum
---Ayaklarındaki çamurdan belli!
Demişler. Mandalar her sabah göl ve ya çirkef deryasına girerler. Camışlar suyu çok sevdiklerinden her gün katarlarla çamura girmek için giderler
---Banyodan geliyoruz duşumuz eksik,belki milleniumda bize insanlar onu da yapar!
Diyebilirler. 20.asrın insanları hakikati kabul etmez,Ebu cahil tohumudurlar. Peygamber s.a.v.’i de kabul etmezler. Peygamber Efendimiz zamanında arpa dikende vardı,şimdi de devam ediyor. İnsan içinde kıymetlisi de vardı,kıymetsizi de vardı. Nesli tükenmedi. Efendimizin s.a.v’in zamanından Ebu cahil tohumu devam etti ve hesaba gelmez derecede çoğaldı. Nefis:insanın nefsi şeytanla buluştu mu dişi şeytan doğar. Allah’ın rahmetini isteyen;
---Aman Ya Rabbi,beni nefsin eline bırakma
Derse,Allah c.c.,onu gözetir. Ama rahmetini istemeyip kendi kendine kurtulmak isteyen kimse bataklığın içinde çırpındıkça daha da batar. Her zıpladığında daha derine girer. Onun için Efendimiz;
“Allah nefsin içine düşürmesin”
Diye münacatta bulundular. Bir anda imansız gidersin. Bir anda yolunu değiştirir. Nefis doğru yürümeye fırsat bırakmaz. Nefis şeytanın hemen arkasından gider. İstediğin kadar kabrini kıbleye döndür,şeytana uyan kıbleye döner mi?
Allah’a teslim olan zatın birisi,kabre yatırılırken;
---Oğlum benim yüzümü kıbleye döndüren döndürmüştür,senin döndürmenle değil.
Demiş.
“Yunus öldü diye sala verirler,ölen hayvan imiş,insan değilmiş.”
Ölen hakikaten insan olan o zat söylemişti ki;
---Bizim yüzümüzü döndüren döndürmüştür,senin döndürmen kar etmez
O da ne zaman döndürürse! Gönül kıblesinde sen nereye bakıyordun?Oraya!Korkma!
HİKAYE
Haccac,büyük Ashab-ı Kiramdan bir kimseyi şehit etmiş,onun boynunu vurdururken yüzü gülüyormuş . Haccac;
---Niye güldün?
Diye sorunca,
---Allah’ın bu derece yaklaştığını gördüm
Demiş. Haccac nalları diktiği vakit birinin rüyasına girmiş ve;
---Haksız yere boynunu vurdurduğum insanlar için bir kere,Ashabı Kiramdan o kimsenin boynu için 70 kere boynum vuruldu
Demiş.
Küçük günah yoktur. Cesaret etme. Asi gelme. Bile bile günah işleme. İslam ulemalarına Allah rahmet kapılarını açsın. Onların mesuliyetleri çoktur. Bizim hocalar şimdi tütün de içer ;
---Küçük günah
Derler. Küçük günah üç kereden sonra büyük günah olur. Büyük günah istiğfardan sonra tekrarlanırsa olmaz.
Bir çocuk ağlıyormuş;
---Ne diye ağlıyorsun?
Diye sormuşlar.
---Cehennem azabından korkuyorum
---Sen küçüksün yanmazsın
---Ama annem ateş yakarken gördüm altta ince odunlar büyük odunları yakıyordu,be ne yaparım?
Bizim aldığımız dereceyi geçmiş ümmetler almamıştı. Eski hükümetler,dine dil uzatanın dilini de kafasını da keserlerdi. Rahat tutarlardı,tevfik ve muhafaza vardı. Lakin bu,günümüzde iş aksine döndü. İslam’a göz açtırtmıyorlar. Sen İslam’ın heybetine bak. Biz de ne var ki,kırık sopa. Zahir gücümüzde yok,zibidiliğimizden kuvvetimiz de yok. Ama ordular donanmalar İslam’ı hedefe koyup da;
---Onu vuracağız
Demiyorlar. Sen İslam’daki heybete bak! Posted by Picasa

ilahi huzur


Mükemmelliği iste, çalışman gereken mükemmelliği kazanmaktır. Şerefli bir davete,seçilmiş kimseler nasıl giyinmelidir,o davetin altında yazılıdır. Pijamayla olmaz. Afgan ve ya Pakistan gibi de değil. Dış görünüşüne dikkat etmen gerekir. Nasıl istenirse öyle giyinmen gerekir. Belki girişte protokolde insanlar beklemekte eğer sen uygun değilsen;
---Burası Pazar mı?mabede mi giriyorsun?han mı burası?sen kimsin?git yoluna
Derler. Bu, kraliçe ve ya kral tarafından yapılan toplantıya nasıl giyinilmesi gerekiyorsa öyle giyinmen gerekir. Sana ilahi huzurda nasıl bulunman gerektiğini söylerlerse onu muhafaza etmen gerekir. İlk şart mükemmelliktir. Cenab-ı Allah nasıl isterse,o şekilde mükemmel olman gerekir. İlk insan olan Adem a.s.’a bu davete dikkat etmesi gerektiği söylendi. Adem a.s.’dan bu zamana kadar bütün peygamberler insanlığı bu davete çağırmaktadır. Bütün büyük kitaplar disiplini emretmektedir. Mükemmellik herkesten istenen bir şeydir. Hiç kimseye tolerans ve müsamaha edilmez. Tolerans isteyen bir kimsenin manası:
''Nefsinin arzularını takip etmek isteyen kimse''dir. Nefis disiplin istemez,alemlerin Rabbi disiplin ister. En şerefli toplantı için disiplini muhafaza etmek gerekir. Bu yüzden mükemmel olmayarak gelene hiçbir müsamaha gösterilmez. Vücudumuz,ilahi disiplini muhafaza için,eğitim için,Cenab-ı Allah’ın huzurunda nasıl olunması gerekiyorsa onun için verilmiştir. Bir disiplin dahi dışarıda bırakılamaz,hepsinin muhafaza edilmesi gerekir. “Bir şey değil”olamaz. Gerçek kul,kulluk elbisesini giyen,kendi davranışları için;
---Bu disiplinin dışında ama,önemli değil
Diyemez. Bir siyah leke senin kartında görünecektir ve sana;
---İçeriye giremezsin
Denecektir. Kendi mesuliyetine inanan kişi,hiçbir zaman kara bir leke kabul etmez. Hükümet bile sürücüler hata yaptığında,damga vurup bir de cezalandırırlar. Bu dünyada böyledir. İlahi huzurda hiçbir müsamaha kabul edilmez. Ne zaman beyaz bir karta sahip olursan o zaman ilahi huzurdan giriş yapabilirsin. Bu yüzden mükemmelliği kabul etmezler. Bu disiplin bu hayatta sonsuz hayat için istenir. Eğer riayet etmezsen her şey sana büyük zarar verir ve problem olur. Buna çözüm getirmek de çok zordur;
---Nerede yanlış yaptım?
Diye düşünürsün.
---Burada ve ahirette,senin hayatta neyin yanlıştı?
Serbest olarak huzura vardığında,bilgisayarlar der ki;
---Bu kul giremez,hataları vardır,gönderin!
Derler. Bu insanın hayatında bir şeylerin yanlış olması gerekir. İlahi huzurdan reddedilmek kolay değildir. O kişi için milyonlarca insanın önünde utanmasıdır ki içeriye giremeyecektir.
---Geri dön senin için yol yoktur!
Şimdi bu dünyada kendine dikkat et ki; kaidelere dikkat et. O zaman kabul etmezsen sonra hiçbir zaman kabul edilmezsin. Kim bu noktayı anlarsa,birisini bulmak için araması lazımdır. Ona hayatında neler yanlıştı,onları gösterecek kişileri bulması lazımdır. Bir kimse toplantıya hazır bulunmak için çıktığında,çoğu zaman aynaya bakıp,kendine çeki düzen verir. Ayna sana ne yanlışsa gösterir. Bundan dolayı ilahi pozisyonumuz için,ruhani varlığımız için bir aynaya ihtiyacımız vardır. Ama bu dünyanın aynası değil. Aynaya baktığında içini göremezsin. Check-up moda oldu,Londra’da meşhur Harley caddesinde ki doktor lar sana;
---Adın ne?işin ne?
Gibi sorular sorarlar ve binlerce paund ödersin. Ayna yeterli değil check-up gerekir. Bizim ruhsal aynaya ihtiyacımız var. Ama vahabiler doktora giderler onların sözünü dinlerler. O zaman onlar araya bir vasıta koymak istemezler. Onlar yanlış kimselerdir. Doğru olan fiziksel varlığını,fiziksel varlık hakkında bilgi sahibi olana sormaktır. Aynı şekilde ruhsal otoriteye sahip insana sormalıdır. Doğudan ve batıdan neden güzel ve rahat evlerini bırakıp geliyorlar?Ben onlara mektup yazıp davet mi ediyorum?Hayır,çünkü bir şeylere inanıyorlar ve hissediyorlar. Biz de ruhsal tedavi yapıyoruz. Fakat buraya gelen insanlar huzurunu kaybetmişler. Onları bütün teknoloji itmiş,burada huzur aramaktalar. Vahabilerin kraliyet ailesinde büyük bir huzursuzluk vardır. Ama ben diyorum ki;
---Bir gün bana geleceksin!
Ruhani eğiten kimseyi takip etmek lazım. Cenab-ıAllah’ın huzurunda reddedile bilirsin.
---Geri git!
Derler. Ruhani otorite olarak her seviyeden insanlar,krallardan evliyalara,bu tımarhaneye herkes gelebilir. Bu bizim hikayemizdir. Bizim söylediğimiz gerçek tir. Gerçek Sultan yalnızca birdir.(İngilizceden Türkçeye çeviri)
HER NEFES ALLAH'INDIR
Her hak nefsimiz içindir. Nefsimizin yanına hiç kimseyi kabul edemeyiz. Onun emirlerinden mutluyuz. Nefsimizin fikirlerini ve zevklerini takip etmekteyiz. İki yol var. Allah’ı razı etmek,nefsimizin arzu,istek ve zevklerini takip etmek. Üçüncü bir yol olamaz. Nefis Rabbine karşı itiraz eder. Bu saçmalıktan başka bir şey değildir. Her şey Allah içindir. Her nefes alma Allah’a aittir;
---Her yaptığım amel senin içindir,Sen’in bizden razı olmanı isteriz. Sen bizden razı olmazsan hiçbir tarafta mutlu hayat yaşayamayız. Ne burada ne öbür hayatta. Allah’ım her yaptığım senin içindir. Sen benden razı olursan dağları bile kaldırıp,tekmeleyebilirim.
Allah istediği zaman her şeyi çok kolay yapabilirsin. Sen adımlarını her gün kontrol etmeye bak. Bunların hepsi fiziksel varlığımız içindir,muhafaza etmek gerekir. Allah’ın emirlerini takip edince ellerine,ayaklarına,gözlerine,kalbine büyük güç gelir. Bütün insanların gücü toplansa,bu kimseye verilen güç kadar büyük olmaz. Bu kuvvet sana,senin temizliğine göre verilir. Senin kabının kapasitenin büyüklüğüne göre verilir. Eğer kabın küçükse bir tankerin yüklendiği yükü alamaz. Eğer bir tankerin varsa ona petrol istasyonunu sığdıramazsın. Allah senin kapasitene göre verir. Eğer kapasiten varsa Allah verir. Kendini hazırla!Senin kabının büyüklüğü de önemli değil,temizliği önemlidir. İlahi davette bize sorulan budur. Kirli insanlar cennete giremez. Cennet pis insanlar için değildir. Karanlığı pisliği ve üzüntüyü cennet taşıyamaz. Bundan dolayı temiz olmaya çalışmalısın. Bu hayatı terk ettiğin zaman temiz olmalısın. Vücudunla da temizlikte olmalı. Kendi ilahi daveti için temiz vücutlar yarattı. Kim temizse onu takip edebilir ve temizlikle Cenab-ıAllah’ın rızasını kazanabilir. Tercih edilen temiz insanlardır. Allah iyi kullarını takip etme imkanı versin ve Cenab-ı Allah’ın rızasına hazırlan mamızı nasip etsin.(İngilizceden Türkçeye çeviri)
DARWİN TEORİSİNİN ASLI
Emir ne kadar büyük yerden gelirse onu tutana büyük rütbe vardır. Mesela kraldan direk olarak emir gelmesi başkadır. Kralın sana;
---Bunu yap,bu benim emrimdir
Demesi başka,bir de kralın tabaka tabaka inip bir karakol çavuşunun sana emri iletmesi başkadır. Kraldan umumi bir emir gelirse,krala en yakın kimse onu yayar. Ama kraldan sana doğrudan doğruya emir gelmesi,hitap gelmesi,Kralın seni tanıması büyük şereftir. Kralın emrine vasıta olmaksızın tanımak ise çok şereftir. Ey 20.yy.’ın ahmak,gözleri şaşı bakışlı,gözü şeşibeş gören,Allah’ı unutanlar, Allah'tan başkasının huzurunda şeref arayanlar;Size bizzat Allah’tan emir geliyor. Ardından Peygamber a.s.’den. Kralın birinci dereceden hitabesi vardır. Allah bu,Ondan büyük var mı?
---Maymundan mı geldik?şebekten mi geldik?
Maymun çeşitleri var;orangutan,şempanze,şebek var,ayırt edemiyorlar. Ben soruyorum;
---Senin deden gorilmiydi?
Bundan sonra yeni hüviyet kağıdı çıkaracaklar ve hangi tür maymundan geldiklerini yazacaklar. Bundan sonra seçme ve seçilme hakkı size veriliyor. Sakallı ve kınalı olanlar şempanze soyundan mı?Bütün futbolcular koşup,goril gibi yoruluyorlar,onların nüfus kağıtlarında
“Goril soyundandır”
Yazacak. Erişkin yaşa geldiğinde nüfus dairesine gidecek ve onu seçebilecek. Tercih bölümünde orangutanı işaretleyecek. Artık burca gerek yok,orangutan soyundan gelen şempanzeyle anlaşamaz,şebek soyundan gelen,maymunla anlaşa maz. Kan gruplarına bakıp anlaşacaklar. Burç ve yıldıza gerek kalmayacak maymun türüne bakacaklar. Şempanze ve ya şebek,kadınlara sorarsan hiçbir kadın imza atmayacak. Hasılı kelam hüviyet meselesi,bu insancıklar, bu seviyelerini indirip maymuncuk olmak isteyen Allah’ı tanımazların aslı maymun değil ama uyduruyorlar. 20. asrın yalanlarıdır. Aklını başına alacaksın. Uydurmayı bırakacak sın. Hakikati bırakıp,uydurulmaya döndürüldüler. Aslını bırakıp,plastiğe döndüler. En büyük Allah,Allahuekber! Düşünemeyen bu dediğimiz sınıftadır. Onların aklı kesmez. Hayvanlar kendilerini yaratanı tanırlar ve Subhanallah diye tesbih ederler. Bir tokat yediler sendelediler,ikinci tokat gelecektir.5 şiddetinde yediler yıkmadı,6 şiddetinde,7’si yıkmazsa 8,9 olmazsa 10. Gökyüzünden gelecektir. Kıyametin zelzelesi böyle,sismografların kuvveti ölçemez. Belki 1000 şiddetinde,dağları kökünden kaldırıp atacak. Kıyamet gününün zelzelesini akıl ile tasavvur edemezsin.
“Dağlar bulutlar gibi başınızın üzerinden geçecek”
Diyor. Allah emrini tutacaksın,Allah emrini tuttuğun vakit şeref bulacaksın,şeref alacaksın. Eğer tutmazsan tuzla buz olursun. En büyük şerefi itip insanlıktan çıkıyor. Çıktığı yeri gösteriyor. Aman Ya Rabbi,bizi kötülerin eline bırakma, İslam’ın Sultanını,padişahını gönder,insanlığı bu hakaretten kurtarsın!(İngilizceden Türkçeye çeviri)

HATAYI KENDİNDE ARA
Nakşibendi tarikatının esasının açıklanmasıdır. Herkes kendisinin mükemmel olduğunu düşünür. Etrafına bakar, her şeyi mükemmel olmayan bir şekilde görür ve insanları suçlar. Bu kendini mükemmel olmadığına işarettir. Bizim bir atasözü müz vardır;
“Ayıpsız noksansız bir Allah’tır”
Tabii,O Allah’tır,mutlak mükemmelliğe sahiptir. Yaratıkların hataları vardır , mükemmel değillerdir. Fakat bizim nefsimiz;
---Ben mükemmelim
Diye iddia eder. Allah’ın son habercisi,Efendimiz s.a.v.;
“Bir kimse başkalarının hatasını görmeyip,kendi hatasını düşünürse,o kimse için büyük bir şanstır”
İnsanların genel olarak seviyeleri şunlardır:birinci ve en düşük seviyedeki insanlar ki;bu seviyenin altında insanlar yoktur. İnsanların çoğu bu seviyededir ve kendi nefsinin karakterlerini değiştirmeye çalıştırmazlar. Nefis;
---Ben mükemmelim,kimse böyle mükemmel değil
Diye iddia eder. Allah da diyor ki;
“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?Ben sizin Rabbinizim ve en büyüğüm”
En aşağı seviyedeki insanlar işçi olabilir,amele olabilir,çoban olabilir,köle olabilir,bununla beraber kendi içinde iddia ettiği kendi mükemmelliğidir. Nefis en düşük seviyede budur. Sultan ve ya kral demiyorum çünkü günümüzde başkanlar ve parlamenterler var,onların baktıkları ünlü kişilerdir,kibirlerinden dolayı,onları kendi ayakları altında görürler. Günümüzde en yüksek seviyeli kimse olabilir,en yüksek rütbesi olabilir ama kibrinden dolayı onun seviyesi en düşüktür. Bu seviyede herkes bir firavuna veya bir nemruta benzer. En düşük seviyeli insan mükemmel olmayanla beraberdir. Çünkü onları görüşlerine göre mükemmellik rütbeye göredir. Rütbeler insanları dünya üzerinde en büyük seviyeli yaparlar. Bu seviyede ki insanlar mutlak mükemmelliğin kendileri için olduğunu düşünürler. Bunun ispatı yaptıkları ve söyledikleri her şey mükemmel değildir. Kendilerinden kendilerine ve ya insanlardan kendilerine hiçbir suçlama olamaz. Eğer mükemmel olmadıklarına dair bir şey işitirlerse çok kızıp onu mahvetmek isterler. En azından tenkiti hiçbir zaman kaldıramazlar. Taşıyamazlar,en küçük bir kelime bile onları volkana çevirir. Her şeyi yok etmek,yakıp yıkmak ve herkesi öldürmek isterler. Bu zalimlerin işaretidir. Hiçbir zaman ilahi kaideleri kabul etmediklerinden nemruta benzerler ve bu dönem onlarındır. Kim otorite sahibi,kendisine mükemmellik verecek bir kimseye kendini teslim ederse kendini kurtarır. Onları boş dağlardan uzaklaştırmak için peygamberler gönderildi çünkü peygamberler mükemmelliği temsil eder ve peygamberlerin yolunu takip eden mükemmel insanlarda kendini kurtarmıştır. Kim kendini kurtarırsa,hayvanların seviyesinden de kurtarır. Ancak ilk seviye hayvanların seviyesidir. Faydalı hayvanların değil;vahşi hayvanların ,kurtların,ayıların,tilkilerin,kobra yılanının,engerek yılanının,canavarların seviyesi dir. Dış görünüşte insandır ancak gerçekte bir yılana,bir akrebe,çakala,tilkiye ayıya,herhangi bir vahşi hayvana benzer. Otorite sahibine teslim olanlar, mükemmel kimse tarafından eğitilir ve bu kimselere mükemmellik verilir. Kimse leri beğenmeyenler,nefislerinin kölesi olanlar mükemmel olamazlar. Kim otorite sahibi bir kimseye tabi olursa kendilerindeki mükemmelsizlik gider ve başkaları nın mükemmelsizliğiyle ilgilenmezler. Mükemmel olmayan insanlar ancak başkalarının hatalarını görür.(İngilizceden Türkçeye çeviri)
HİKAYE
Mevlana Celaleddini Rumi anlatıyor;
Bir zamanlar bir kimse marangoza bir çocuk getirir,Ustaya;
---Benim oğluma bak,eğit ve iyi bir marangoz yap.
Usta;
---Tamam
Der. Bir müddet sonra usta;
---Bu şişeyi bana getir
---Hangi şişeyi?
---Bunu
---Hangisiydi?
---Birini kır ve getir bana
Çocuk çekici alır ve şişelerin ikisi de kırılır. Çocuğun şaşı olduğu anlaşılır.
*
Kim mükemmel değilse kendisinden başka herkeste hata arar. Kim mükemmelse hata aramaz ve onu eğitmeye başlar. Herkes mükemmel olamaz. İnsanların hepsi şeref sahibi değildir. Bundan dolayı insanlar dikkat etmelidir. Çok insanlar gelip insanları suçluyorlar. Kendini düzelmeye çalış. Düzeltip mükemmelliğe ulaştığın zaman yalnızca kendini suçlarsın,nefsini suçlarsın. O zaman Resulullah s.a.v.,kendi etrafında ümmeti Muhammed’in insanları mükemmelsizlik seviyesinden alıp mükemmelliğe taşımalıdır. Bu kolay değildir. Bazı insanlar için ruhani otoriteye sahip bir kimseye tabi olup soru sormak,check-up yaptırmak zor bir şeydir. O ibadet eder ama ibadet etmek mükemmelliğe ulaşmak için yeterli değildir. Çoğu kimse ibadetleriyle mükemmel olduklarına inanırlar. Allah,Adem’i yarattı ve Allah şeytanı gönderdi. Şeytan bir numara olmak için,daha ibadet etmek için koşuyordu. Allah,Adem’i ve şeytanı yanlış düşüncelerinden kurtarmak ve çalışma larını Allah için yapması için Adem’i yarattı. O,Allah’ın arkasından gelen birinci kimse olmak istiyordu. Adem a.s. otorite sahibi bir kimseydi. Ondan sonra otorite sahibi kimseler gelmiştir. Kim kendi içinde mükemmelliği ararsa;onlar mükem melliğin mükemmel olan kimselerden alınacağını bilmelidirler. Bir kimse kendi başına mükemmel olamaz,mükemmel olan birinden almalıdır. Aşılamak kendi kendine olmaz. Bir ağaç başka biri tarafından aşılanınca mükemmel olur. İnsanda ağaca benzer kendi kendini aşılayamaz.(İngilizceden Türkçeye çeviri)

NASİHAT

Allah ile olalım,Allah ile olan davayı kazanmış olur. Allah ile olmayan her şeyini kaybetmiş olur. Şah-ı Nakşibendi’nin sözüne itibar edip,başlayalım. Sohbet olurken Rabia sultan olursa çok cevahirler saçarmış,meclisi çok feyizli olurmuş. Rabia sultan olmadığı vakitte dereden tepeden,havadan sudan idare edermiş. Onun için ona sorarlarmış;
---Niçin Rabia Sultan olmadığı vakit böyle konuşmuyorsunuz?
---Ey ahmaklar,fil için ayrılan lokmayı karıncalara nasıl verelim?O fil lokması,onun talebi o,
Karıncanın toplayacağı nedir,ne kadar fark var arada? Tabii Rabia Sultan aldığının hepsini kullanıyor. Tutup durmuyor. Benzin istasyonları vardır,oraya iki tekerlekli yarım at gücünde bir şey de gelir;
---Dök bakalım benzini
Der,tulumbayı bastırdığı gibi taşmasın diye çeker . Arkasından o istasyona 40 tekerlekli tanker de gelir,
---Ne kadar oldu kardeşim,ne kadar meşgul ettin?
Der,ikisi de istasyondan geçer.
Manevi kuvvet sahipleri hazır olan cemaatin hal ve şanına göre bildirmeye mecburdur. Ona göre yüksek olan membadan söyler, o yoksa insanın eteğine dökülen kırıntıları alır yer. ferah eder,götürür. Evet,sohbet vaciptir. Nakşibendi tarikatında sohbetle aşılanır. İnsanları hayra itici güç,sohbetten olur. Hz. Muhammed s.a.v.;
“Din nasihat demektir”
Buyurmuştur. Nasihatte itici güç vardır. Cennet kapısında Ulema-i amilin ve Şüheda olduğunda,cennetten içeri girmek için birbirlerini buyur ettiğinde,alimler der ki;
---Siz hayır hasenat işlediniz,alimleri de donattınız,fukarayı da beslediniz,hizmet verdiniz,binaenaleyh siz giriniz
Onlar da;
---Şehitler İslam ayakta dursun diye kanlarını döktüler,
Diye mübahasa ederken,alimlere denir ki;
---Onlardan önce alimler girecektir! Sizin girmeniz gerektir,çünkü sizin nasihatiniz olmasa Galiyul şakir olamazdı o. Cenab-ı Allah’ın onlara vereceği sevabı,cömert olan zenginlere vereceği mükafatı,ecir ve sevabı onlara bildirmeseniz,onlar bilmeyecekti ve tutacaklardı. Binaenaleyh,onların mallarını fisebilillahta sarf etmelerine sizin nasihatiniz sebep oldu. Alim olduğunuz cihetten onlara öğrettiniz ki,onlarda öğrendikleri cihetle faziletini bildikleri için fisebilillahta korkusuz infak ettiler. Kendilerine şükür ederek,Cenab-ı Hak’kın vermiş olduğu nimetlerden verdiler. Şeyh-i Şühedaya gelince,onlar Alimlerin nasihati olmasa,şahadet mertebesi hakkında Allah Zülcelal’in onlara vereceği mertebeyi,bu alimler söyleyip onları inandırmasa,onlar kendi canlarını fisebilillaha da verecek değillerdi,tutacaklardı. Binaenaleyh,Gabiyul Şakir olan kimsenin şükreder zengin olmasına,hayır hasenat yapmasına,malını fisebilillahta vermesine sizin nasihatiniz sebep oldu!İtici güç. Bunlarında canlarını Hak yolunda verip,şehit olmalarına dair itici gücü yine sizin nasihatte buldu. Bu alimler,ganiyyul şakirlerin fisebilillahta şehit olmalarına sebep oldu,onlar girsin,onların peşinden siz giriniz
Denecektir. Onun için Alimlerin kalemi batırıp yazdıkları mürekkeple şehitlerin kanı tartıldı da,alimlerin mürekkepleri,şehitlerin kanından ağır geldi. Mülahaza budur. İtifa yani ileri atıcı,itici güç,dinde nasihattir. Nasihat müessesesi yıkıldı mı din yıkılmıştır.
NUR SAHİPLERİ
Kıyamet gününde ay ve güneş kapkaranlık olacaktır. Herkes,nereye gideceklerini bilmeyen bütün insanlar yol soracaktır. İnsanlar nur isteyecekler. Nursuzlar;onlar şanslarını dünyada kaybettiler.
---Nur nerede?
Diye soracaklar.
---Arkanıza bakın o zaman göreceksiniz
Dendiğinde,o nuru almak için geri dönmek isteyecekler. Nurun merkezini bulmak istediklerinde nur sahipleri ile nursuzlar arasında engeller ortaya çıkacak. Tekrar;
---Nur nerede?
---Nur arayın,nur sorun!nur arkanızda
Denecektir,bunun manası;
---Onlar nuru geçici hayattan,dünyadan getirdiler. Sen geri dönüp de bulamazsın,buradan alamazsın. Nur dünyadaydı. Bu nuru dünyadan getirdiler.
Nurlu olanlarda değişik ışıklara sahiptirler. Örneğin bazı lambalar 15 wattlık ışık gücüne sahiptir,belki daha fazlası ama bu önemli değil. Nur 1000 watt olabilir,100 bin watt olabilir. Hayatları içinde nuru sordukları zaman kıyamet gününde bu nur ile beraber olacaklardır. Bu gün bir gün gelecektir. Bu belirli bir gündür ve değişmez. İnsanlar buna her geçen gün yaklaşmaktadırlar. Belki 1000 yıl önce görünmeyen saklı bir dünyaya koştular. Her şeyin göründüğünü düşünme. Varlıkta olup da senin göremediğin öyle çok şey var ki. İnsanların nur ihtiyacını karşılamaları için koşmaları... her meclisimiz bu hedef içindir. Biraz daha fazla nur alabilmek içindir. Önemli nokta daha;nuru muhafaza etmen gerekir. Şeytan devamlı olarak bu nurlu insanların peşinden koşar ve nurlarını söndürmek için uğraşır. Şeytanın yolu karanlığa götürmektir. Bundan dolayı ihtiyacımız olan emin bir şekilde bu nuru kazanmaktır. Bu nuru muhafaza edebilmek bizim imanımızdır. Emniyette sen kendi mücevherlerini muhafaza edebilirsin ama inananlar öyle bir muhafaza yeri istiyorlar ki Allah tarafından verilen kasaya koysunlar. Bu peygamberin önemini gösterir. Peygamberler insanlara nur versin diye gelmişlerdir. Her peygamber bizim bu hayat içinde kazandığımızı muhafaza altına alsınlar diye gelmişlerdir. Bu bazen kolaydır ama korumak zordur. Bazı lambalar vardır odayı aydınlatır. Bazı lambalar da vardır ki dışarıda fırtına da kopsa söndüremez. Bundan dolayı bakman gereken Allah sana ne verdiyse muhafaza etmen için bir kasadır. Her nur kendi kendine gelmez. Allah için çalıştığın zaman Allah seni giydirir. İlahi nurlarla seni giydirir ve onu bundan sonra muhafaza etmen gerekir. İnsanlar şimdi borularla gelen doğal gazı kullanıyorlar .İstediğin zaman açarsın ve kullanırsın. İmanın gücünü de her zaman kullanabilirsin. Eğer onu açık bırakırsan onu kaybedersin. Cenab-ı Allah'ın verdiği ilahi nurun sadece muhafazaya ihtiyacı vardır. Onun için fedakarlık gerekir. Her şey kolaylıkla ve çabucak bizim ruhumuza ulaşır. Sohbet meclislerinde güç vardır önemli olan bu gücü saklamak tır. Her zaman iyi insanların meclislerini istersen bu sana ruhani destek verir. Buna ulaşmak istersen Allah sana kolaylık verir,senin vücudunun ihtiyacı olan destekle desteklenir. (İngilizceden Türkçeye çeviri)
FİTNE ÇIKARANLARA CEVAP

"Her gün yeni bir şandır"
Saltanatlı bir sözdür. Yani emsali sevkat etmemiş tecellilerden her gün yeni bir görüntü vardır. Yevm;aslında vaktin üniversitesidir. En küçükten en büyüğüne kadar ifade eder. Her an,her dakika her saat... içinden geçmekte olduğumuz zaman tünelinin emsali geçmiş değildir. Bu gün dünün kopyası değildir. Yarın da bu günün kopyası değildir. Dünkü gazete bugünkünün kopyası mı?değil. tefsir; bugünkü ceride dünkü ceridenin kopyası değildir. Başından bak,sonuna kadar dünkünün kopyası değildir. Dün önceki gün yok. O ayeti kerimenin manasına işaret eden bir delildir. Her gün yeni meydana gelişler,görünüşler yenidir. Onun için;
---Ne haber var?
Dediğimizde
---Haber yok
Deniyor .Haber var. Boş saat olur mu? Boş kese,boş boğaz,boş kafa olur mu? Her an gelişme vardır. Zaman akıyor.
---Ayda saat kaçtır şimdi?ayda zaman var mı?güneş ne taraftadır? Ciheti var mı?güneşi nereye göre tayin edeceksin?zaman ve mekan mevfumu tamamdır ama dışına çıktın mı kaybolur. Ayda zaman var mı? Bizim saat orada çalışır mı?
Zaman izafidir. Mekan;güneşin mekanı nedir? Bizim mekanımız yeryüzü,güneşin mekanı nedir?madem ki mekan vardır,güneşin de bir mekanı olması lazımdır. Güneş bir cisimdir. Madem ki cisimdir mekanı olacak.
---Güneşin mekanı nedir?
Boşluğa mekan denilemez. Eğer boşluk mekan olursa boşluk diye bir şey kalmaz orada.
---Boşluk bir varlık mıdır?yokluk mudur?boşluğun tarifi nedir?varlığın yokluğun tarifi nedir?güneşin evi mekanı,yurdu neresi,nerede duruyor?ne tarafa yakın,ne tarafa uzak?
Acayip bir şey. Varlık,yokluk ve boşluk mevfumu üç acayip iştir. Hakikat erbabının huzurunda bellidir. Onu bulmayan çözemez. Biz şimdi oraya gitmeyelim aşağıya,dünyaya inelim.
----Nerelisin?
---Lefkoşalı
---Mekanın nerede?
Dünyada mekan Ahirette iman. Başını sokacak,barınacak bir yerin olmazsa çok perişansın. Kiracısın,''aybaşı kapının arkasında'' derler. Kirayı öde,çık. Çıkacak yeri yok. Mekanı yok,nereye gitse;
---Bu benim tapulu yerimdir
Diyecekler. Mekansızlık ta insanlara büyük iftiladır. Bu cihettendir ki eski insanlar göçebeliği tercih etmişlerdir. Gide gide himmetleri düştüğü için
---Ne diye gidelim,bir yer yurt edinelim
Demişlerdir. Ve her gün hadiselerle doludur. Bilinen var bilinmeyen var. Bilinmeyenin yanında bilinenler denizden bir damla gibi kalır. Dünyada 6 milyar insan var,bu kadar insanın içinde neler oluyor,bize ulaşan ne?Hizbullah temsilleri,göbek atan 3-5 kadın,onlara benzeyen 3-5 erkek,tambur çalan tava kafalı,onun gibi hadiseleri aksettiren haber kabilinden bir şey olmayan,en sufli tarafından bir şey olmayandır. Halbuki o alet (televizyon) hayır olarak kullanılsa insanlara ışık tutan bir şey olur. Peygamber a.s.'ın haberleri;
"Bir şeyin görülmesiyle işitilmesi bir değildir"
Bakış fotoğraf makinesi gibidir. Lakin işitme görülenden çok gerilerde kalıyor . insanoğlunun aklının temekküz ettiği merkezi beyindedir,baştadır. İmanın merkezi de kalptedir. Ruhaniyetimizi temsil eden kalptedir. Aklımızı temsil eden baştadır. O beynimizin acayip bir yapısı vardır. Kapasitesi de bizim şimdiki bildiğimiz hududun ötesindedir. Bu gün aklımızın çok cüzi bir kısmını kullanıyoruz. Külli olan kısmıyla biz aklımızı çalıştırabilsek,dünyada ne kadar kasetler varsa,gerek resim gerek yazı,hepsini alabilir. Şüphen varsa küfredersin. Şimdi insanoğlu belki tırnak kadar mesafeye kaç bin bilgi yerleştiriyor. Allah beynimize dünyanın bütün bilgilerini alabilecek mesafe ve idraki vermiştir. Havadis çok,
"Havadisler üzerine bir zaman gelecek,fitneler olacak"
Fitne insanlığa zarar veren her şeydir. İnsanlığın zararına uğraşanlar fitne çıkarır. Maalesef ahir zaman olduğunda insanlar öyle bir şaşkınlık içine düşecekler ki;hepsi fitne çıkarmakta birbirleriyle yarışacaklar. Nasıl zarar verecek,nasıl fitne çıkaracak,bunu bunu düşünmekten başka kapasitesi yok bu insanların. İnsanlar bu dünyayı karartmışlardır. Güneş var ama karanlık var.
"Öyle bir fitne gelecektir ki gecenin karanlığındaki gibi..."
Parmağını bile göremeyeceksin o karanlıkta. İnsanlığın insanlığını yıkmak için çalıştığı zamandır. İnsanlığın şeytana % 100 teslim olduğu bir zamandır. 20. Asrın insanı şeytana teslim olmuş bir insanlık yaşıyor şimdi. Bunların gayesi birbirlerini yok etmektir. İnsanlığı silmek için seferberler. Cismani ve ruhani olarak,cismaniyeti bitmiş,vücutlarının mukavemeti kalmadı, ruhaniyetini inkar edip onu da bırakmış. İnsanlığı bitirmek için insanlar seferber olmuş. Bu fitnelerin içindeyiz. Bu karanlıktan kurtulabilmek için teknolojinin ürettiği elektriklerle kurtulacak gibi değil. Röntgen ışık verir ama iş bu fitnelerin içinde kararmıştır. Ancak ilahi nur gelirse açar. Onun için bu gün ilahi nuru olmayan adamlar bu günü açıklayacak durumda değildir. Çünkü onlardaki şua onları karatmıştır. İlahi nur olsa onu gösterir. İlahi nura muhtacız. Bu nur peygamberlerin makamında olanlara aittir. En büyük imtihanda evliyalarındır. Efendimizin etrafında münafıklar olduğu halde ümmetimizin çevresinde olmaz mı?Allah'ın emirlerine göre değil kendi emirlerine göre kanun çıkaran zalim insanlardır.
--Hüküm benim iki dudağımın arasındadır
Diyorlar. Kör dövüşü ve tatsız bir oyun. Efendimiz s.a.v.;
"Zulüm devam edemez,ederse yıkar bitirir"
Diyor. Onlar biz büyüğüz dedikçe Allah'ı küçültüyorlar.
HİKAYE
Adamın birisi pazara gidecekmiş,yolda heybesiyle giderken şeytan onu görmüş ve yaklaşmış. Evvel zamanda şeytan görünürmüş.
---Seni çok yorgun gördüm,hayvanın yok mu?
--Yok
--Peki ben senin hayvanın olayım
Demiş ve şeytan eşek oluvermiş.
--Bin sırtıma!
Demiş,gitmişler ve tekrar geri dönerlerken bir subaşına uğramışlar,şeytan burada yükü atmış ve suyun içine girmiş ve ufalmış küçük bir hayvan suretinde görünmüş. Adam çok şaşırmış. Gelen sormuş;
--Ne beklersin?
--Burada hayvan suya atladı,aha kulakları!
Demiş ve hayvanın sudan çıkmasını beklemiş,onu görenler;
---Deli misin be adam? hiç öyle şey olur mu?
---Burada bir deli var alalım götürelim
Demişler,almışlar. Sonra adamın haline acıyan biri;
--Sana soracaklar,sende sakın burada hayvan var demeyesin yoksa hapsederler.
Adamı alıp götürüp sormuşlar,adam;
--Ne yapalım görüyorum kulaklarını sallıyor ama söyleyemem
Demiş.
*
1000 sene evvel İmam-ı Gazali bu zaman için söylemiş;
"Bu zaman sükut zamanı ve evinde oturma zamanıdır. Oturup evde bekleyeceksin,dışarıya çıkarsan fitneye uğrarsın"
Alçak nursuzlar ne kabirde ne de hayattayken her şeyi mahvetmişlerdir. Bizimde istediğimiz Ya Rabbi,elektrikle açılamayan,gönderilmeyen nurları gönder,nur sahiplerini bize gönder. Bizi hakikat dönemine yetiştir,hakikat dönemini görenlerden olalım.
YARATANIN VARLIĞI
Varlıkta olduğumuz için mutlu olun. Bu en büyük şanstır. Cenab-ı Allah bizi varlığa getirdi. Eğer Allah bizi yaratmasaydı sen varlığa gelemeyecektin. Bunu hayal edebilir misin? Varlıkta olmayı bilmeyecektin. Çünkü orada değildin. Eğer orada değilsen mutlu da değilsin.
---Seni kim yarattı,sana nasıl şekil verdi,bunu kim yaptı?
Bunu hayal edemezsin. Bir yaratığı dünya üzerinde yaratmak nasıldır? Bunu da hayal edemezsin. Bir heykeltıraş taştan bir heykel yapabilir,bir ressam da bir resim yapabilir. Resmin gölgesi yoktur. Gölgesiz bir şekil. Evet insanoğlu yaratığa benzeyen bir heykel yapabilir ve baktığınızda;
--Bu bir kadın,bu bir kedi,kaplan ve ya eşeğe benziyor
diyebilirsiniz. Bir yaratık için heykel yapmak basittir.
--Ama o şekle karakteristik özelliklerini verebilmek?
Cenab-ı Allah aslanı yarattı ve aslana bazı özellikler bahşetti. Bu özelliklerle beraber aslan varlığa geldi. Bundan dolayı ona aslan dersin,eşek diyemezsin. Ve eşeğin şekli öyle bir şekle sahiptir ve özellikleriyle beraber yaratıldı ona da kaplan diyemezsin. Yaratıcı şekil yaratıyor ve özelliklerini bahşedip buyuruyor ki;
"O kaplandır"
Eşeğin özelliklerini kaplana veremezsiniz. Bu Cenab-ı Allah'ın büyüklüğünü gösterir. Allah yaratıp,onlara özelliklerini vermektedir. Yoksa aslan,aslan olamaz. O sadece o zaman bir madde parçası olur. Bir şekil görebilirisin ama o aslan değildir. O görüntüye aslanın özelliklerini, bahşetmek sadece Allah'ın özelliğidir. Ve Allah insanoğlunun özelliğini verdi,onu yarattı. Cemalettin,Ahmet değil,Ahmet,Sadi değil... insanoğluna genel özellikler verilmiştir ki insanoğlu olmasının özelliği verilmiştir. Herkese ayrı ayrı özellikler verilmiştir. Özellikler verebilmek;ırklara özellikler verebilmek. Alman ırkı ve onların özellikleri,Arap ırkı,Türk ırkı,başka özellikleriyle beraber.
---Ben Malezyalı değilim,ben Endonezyalıyım
diyor. Avustralya,Yeni Zelanda olmayı kabul etmiyor. Acemler de;
---İranlı değiliz ,biz Nuh a.s.'ın gemisine çıkan ilk ırkız
Diyorlar. Allah'ın büyüklüğüne bakın! İnsanlar için Allah'ın büyüklüğünü düşünmek için bahşedilen özelliklerdir. Allah her yaratığa bir istikamet bir yön vermiştir. Karınca sağa sola koşmaz hepsi bir istikamet üzeredir. Seninde varacağın bir nokta yoksa bir adım bile atamazsın. Oraya doğru hareket edersin. Mükemmel inanan kişi der ki;
--Ey Rabbimiz,Sen çok büyüksün,Senin gibi bir başkası olamaz. Sadece Sen! Teklik Sana aittir. Her büyüklük Senin içindir. Bilsekte bilmesek de sonsuz özellikler Sana aittir.
Eğer O bir karıncaya özelliklerini vermese,o karıncanın ne kadar özelliklerinin var olduğunu bilemezsin. Sayısız karınca ve bir karınca diğerinden farklıdır. Efendimizden bir emir vardır;
"Yaratanın varlığı üzerinde bir şey bilmeye çalışma,bilmen gereken yarattıkları ve onların özellikleri üzerinedir."
Çünkü onların özellikleri genel bir açıklamada her yaratığa verilmiştir. Varlığa gelebilmesi için özelliklere ihtiyacı vardır. Allah bize bir şey bahşetti ki kendi nurunda bir şey verdi. Bir kimse karanlığa düşerse etrafındaki nedir bilemez. Işık açılırsa görür. Şimdi insan karanlıktaki bir kimseye benzer. Zifiri karanlıkta hiçbir şeyi fark edemez,hissedemez. Şimdi ışıkla doğuya batıya,aşağıya,yukarıya bakabiliyoruz. Allah'ın sonsuz güç deryalarını anlamak için gücünü,kabiliyetlerini,irade gücünü harca. Hazırlandığın zaman belki açılır. Taşıyamazsan senden alırlar ve sana Cenab-ı Allah'tan ne verildiyse onu verirler.
"Bir karınca insanı anlayabilir"
Dersek bu sana imkansız gelse de olabilir. Kimse bilemez. Sadece seviyende bir şey bilebilirsin. Daha fazlasını bilemezsin. Neden tartışıyoruz? onun varlığını hiç kimse anlamıyor,mümkün değil.
---Sen kendi varlığını iddia ediyor musun?
İddia edemezsin. Sebeplerini bilemezsin. O neden varlıktadır onu bilemezsin. Eğer Cenab-ı Allah sana vermese sen bilemezsin. Allah hakkında hiçbir şey bilemezsin. O önce olduğu gibidir. Allah dün olduğu gibidir. Bu günde Allah devamlı aynıdır. Ezeli olarak aynı kalacaktır. Hiçbir zaman değişmez. Ya Rabbi bize müsaade et anlayalım! Öyle bir ezelidir ki normal insanların çocukken,gençken bilmeleri,işitmeleri ve öğrenmeleri lazımdır.
MARİFETULLAH
İdrak edemeyenler;
---Hiç kimseye bağlanma,büyük alim,büyük veli de olsa takip etme,Kuran'ı takip et
Diyorlar;ama Kuran'da;
"Takip et"
Deniyor. Allah diyor ki;
" Benim için hayatını ver,Benim için kim hayatını vermişse onu takip et"
Bundan dolayı insanın şerefi kendisine göre iki çeşittir,kendisine göre ve dünyaya göredir. Marifetullah:Allah'ın arifini bulmadan nasıl Cenab-ı Hak hakkında bilgiye ulaşabilirsin? Ahirette ise senin bilgine göre sana şeref verilecektir. Cennette rütbende senin bilgine göredir. Cenab-ı Allah hakkındaki bilgine göre. Bilgi:
Sana verilen bilgi,
Cenab-ı Allah'ın zatı hakkında bilgi,
Onun ilahi özellikleri hakkında bilgi,
İsimleri hakkında bilgi,
Varlıkta olan her şey hakkında bilgi,
Her ilahi isim her biri sonsuz okyanuslara benzer. Allah ne yazmışsa,o yarattıklarını varlığa çıkarır. Bu şeyler hakkında bilgi edinebilirsin. Cenab-ı Allah'ın hakkında bir şey bilmeye yol bulursun. Yüzersin bitiremezsin. Sonsuzdur. Her zaman sana yeni hikmetler,yeni güzellikler her şey gelir. Her saniye içinde şelale gibi akar durur. Bundan dolayı bir insan için Cenab-ı Allah'ın ilahi varlığına ulaşmak mümkün değildir. Hiç kimsenin aklı Cenab-ı Allah'ın fiillerini kesemez. Özelliklerine ulaşması mümkün değildir. Bilgi sana şeref verir. Bundan dolayı istediğimiz daha çok bilgidir. Cahil insanlar odundan farksızdır. Kuru bir ağaca benzer. Hiçbir dalı,yaprağı,çiçeği,meyvesi olmayan bir ağaçtır. Burada olanların ana gayesi gerçek hayata,hayatın köklerine ulaşmaktır. Sonsuz hayatı anlamak,çiçeklere ve meyvelere ulaşmaktır. Eğer bu yola girmezsen kuru bir ağaca benzersin ve sonunda odun olursun. Allah bizi oduna benzetmesin. Odun ateş içindir. Kuru vücutlar cehenneme ateş için uygundur. Bizi muhafaza buyursun. O Sultandır. Kim bunu bilirse odun olmaz. Bazı profesörler yarım saatlik bir seminer için 6-8 ay öncesinden hazırlık yaparlar. Düşünerek konuştuğumdan değil,onlar idare ederler. Onların gücü eşeği konuşturmaya bile yeter.

CEVABİRE DEVRİ
Bu bir sohbettir. Herkes konuşursa demokrasi olur,manası;herkes konuşur. Kimse kimseyi dinlemeye mecbur değildir,kadınlar gibi. İnsanların düşmanı gene insanlardır. Kurtlar insanların düşmanı değildir. Kaplanlar,yılanlar insanın düşmanı değildir. İnsanın düşmanı hayvan değil yine insandır.
---Hakikaten böyle bir söz işittin mi?
Bu söylenen söz haktır.
---Ne gibi bir insan?
Sireti vahşi hayvan,kurt sıfatlı insan var. 100 kurdun yapamayacağını yapar melun. İnsan kıyafetli insan var 1000 yılanın yapamayacağını yapar. Çünkü insanlarda nefis vardır. İnsanlarda da hayvanlarda da nefis vardır. Var da hayvanlardaki nefis kendini ve zürriyetlerini idare edebilecek yerler içindir. Yemek şehveti nefistendir. Hayvanın nefsi olmasa yiyemez. Yemek ev içmek nefistendir. Zürriyeti devam ettirmek şehvettendir. Onlarda akıl yoktur. Hiçbirisinin aklında "dünyaya hakim olalım" düşüncesi yoktur. O hayvanı nereye çaksan o orada durur. Nefsin tezahüratı bundan ibaret. Şeytan onlara bir şey yaptırmaz çünkü onlar mükellef değildir. Şeytanın musallat oluşu ademoğluna imtihan içindir. İmtihanda insanoğluna derece kazandırmaktır. Eğer nefis imtihan olayını idrak etse,şeytana karşı gelir. Şeytana yüz vermez,şeytana tart eder. Şeytana karşı geldiğinden dolayı rütbe alır ve bir kazancı olur. Nefsine mağlup olan kimse yani nefsine tapan kimse ve ya nefsinin havasını kendine ilah edinen kimse tehlikeli olur. O sıfatta olan kimseyi şeytan azdırır. O sıfattaki insanlar insanlığın en büyük düşmanıdır. İnsanlığı bitiren insanlığı çiğneyen odur. Onun için insan kadar insanlığı yıkan yok eden,insanlığa düşman olan bir mahluk yoktur. Hayvanlar insanların belki fiziki yapısına zarar verebilir,belki parçalar,yer,sokar,onun zararı onun şahsında durur kalır. İnsanlığa o hayvanın zararı olmaz. Lakin insanlığı yok eden,kendi azgın nefsine meydan veren,kendi şehvetini her ne şekilde olursa olsun yerine getirmek isteyen,hırslı,hırs küpü,şehvetine hırslı olan kimse,insanlığı harap eden kimse odur. 20.asrın insanı budur. 20. Asrın insanına hudutsuz bir hürriyet verilmiştir. Bu vakitte huzursuz hırsını tatmin etmek için oraya buraya saldırır. Onun için bu asrın insanında insanlık mevhumu kalmamıştır. Her yerde muharebeler var,karışıklıklar var,her yerde insanlarla insanların çatışması. İnsan ismiyle bir sembol olduğu vakitte,manasıyla insanlığı temsil eden adam kimseye zarar veremez. İnsan hayvanlaşmadan zarar veremez. Bazı insan yılan olur,bazısı ayı,sırtlan,katır,akrep cinsidir,bunlar o hayvanları temsil eden zararlı haşarattır. Bütün teknoloji ve bütün değişmeler de en büyük gelişme %90'ın üzerinde çalıştıkları silahtır. Silah;insanların zatını hedef alan teknolojinin belalarıdır. İtiraz var mı? Bütün çalışmaların,araştırmaların hedefi,fiziki bünyelerin hedefi insanlığı yok etmek içindir. Umumi dünyada insanların fiziki ulviyelerini sarf ettikleri paranın rakamı insanın başını döndürür ki;katrilyonlarla ifade edilebilir. Bu sırf insanın insanı öldürebilmek için ayırdığı paradır.
---Binaenaleyh insanlık nerede kalmıştır?
Bitmiştir. Onun için Hz. Muhammed;
"Cevabire devri"
Diye bildirmiştir. İnsanların birbirine düşman olduğu bir devirdir. İnsanlık için konuşamazsın. İnsanlığın tüketildiği zamandır. Bir insan ki; onun kıymeti Allah'ın katında insansız bir dünyadan kıymetlidir. Sinek gibi öldürüyorlar,hakaret ediyorlar,insanlıklarını çiğniyorlar. İnsanlığı arayanların yeryüzünde sığınacakları bir yer yoktur. Mekke,Medine,Şam,Kudüs,İstanbul,Mısır,Bağdat,Acemistan' da dahil olduğu halde. Öyle bir belalı zamandır. Zaman değil vahşilerin hükmettiği zamandır. Dünya kurulalı böyle vahşet görmemiştir. İnsanlığı tahrip eden insanlığın en büyük düşmanı insanlardır. İnsan şerefinin bitmiş olduğu zamandır. İnsanlarda vahşeti temsil eden kimseler,insanlığı ve insanlığın şerefini kabul etmiyorlar. Hakikaten mühim bir mesele. İnsanlar insanlıktan çıktıktan sonra tercih diye bir şey bilmez. Kedinin önüne altın koy,bir de fare gibi bir şey koy,kedi fareyi tercih eder. Fare diri ve ya geberik olsun kedi için değeri yok. Bir avuç altın,inci,yakut koysan fare olan kabın içine bakar da o tarafa bakmaz. Bu zamanın vahşi insanları Ahireti tercih edemiyor. Ebedi Ahiretle bu dünya arasında tercih yapamıyor. Onun için bu zamanın insanının da ebedi hayatla alakası yoktur. Sonsuzlukla bir buluşması yoktur. Serveri bir hayatın zevki onda yoktur. Bu hayatın gam ve kederinin irinini yiyip içmekten hiçbir mahlukat onlara erişemez. Yedikleri irin,içtikleri kan. Efendimiz s.a.v. buyurdu;
"Allah'ım bizi nefsin eline bırakma"
Nefsin içine düştün mü çıkamazsın. Bir lahza düştün seni pis eder,berbat eder. İnsanların zulmü. Macaristan'da bir altın fabrikasından siyanür sızıntısı geldi,nehirdeki zehirden bütün mahlukat öldü. Milyonlarca insan o sudan kullanıyor,içiyor,hepsi tehlike içerisindedir. Vahşet insanoğlunun. Estağfirullah! Allah'a dönmekten başka kurtulmanın başka yolu yok. Allah'ım bizi affeyle,ne kadar söylesek bizim sesimizin ulaşması imkansız. Bizim istediğimiz zahiri ve manevi kuvvetleri tamam olan zatın bize yetişmesidir. Bize yetişsin manevi güçle gelsin. Gazetelerde Rus kumandanı demiş ki;
---Biz Grozni'ye gelirken ,gözetmek için çok dikkat ettik ama imkanı yoktu.
Top tüfekle ıslahat olmaz. Bu kötü akımı böyle durdurmanın imkanı yok.

EN BÜYÜK ALLAH
Bizim ihtiyacımız Allah'tan af dilemektir;
---Rabbimiz bizi affeyle,biz en küçük olanlarız
Çok küçüğün manası;hiçbir şeydir. Eğer bu alemden farklı milyonlarcası da olsa buna rağmen yine küçüğüz. Milyarlarca olsa gene küçük. Trilyonlarca alemler de olsa,trilyonun katı kadar da olsa bu hiçbir şeydir. Katrilyonlarca nın çarpımı da olsa hiçbir şeydir. Bunun vasıtasıyla hayal gücünü kullanarak bu varlıkta olanları çok büyük yapsan da bu Cenab-ı Allah'ın büyüklüğü yanında hiçbir şeydir. Her şey O'nun büyüklüğü yanında hiçbir şeydir. Çünkü O'nun büyüklüğüne sayılar yetmez,teraziler yetmez,dengeler de yetmez. İmkansız. Belki bizim idrakimize göre her şey büyük olabilir. Varlıkların büyüklüğü bizim gözümüzde büyük görünür. Yaratıkların varlığı senin idrakine göre daha büyük görünmekte. Ama senin idrakini,ölçülerini ve dengelerini,bunları Allah c.c. için kullanamazsın. O'nun büyüklüğünün son noktasına varamazsın. Mümkün değildir. Eğer O'nun büyüklüğü için bir sınır bulursan,O yaratıkların seviyesine düşmüş olur o zaman yaratıcı olamaz. Yaratıcı en büyük olmaktır. O çok büyüktür. Herkesten ve her şeyden. Varlıktaki en büyüktür. Onun varlığı her yeri kuşatmıştır. Bundan dolayı yaratıklar ve alemler;
---Bizim yerimiz var
Diyemezler. Allah'ın yanında hiçbir yer yoktur. O ilk olduğu gibi sondur. Bizim varoluşumuz hakkında Büyük Şeyh Efendi;
"Senin varlığınız aynadaki varlığındır. Büyük bir aynada göründüğün gibisin. Bu aynada görünen hiçbir zaman ben varım diye iddia edemez."
Allah c.c.;
" İnsan zayıf yaratılmıştır."
Diyor. Zayıf olan himayeye muhtaçtır. Zayıf kendi kendini kayıramaz. Çocukta öyledir onun için annesi ve babası yardım eder. Büyüyüp akıl baliğ oluncaya kadar yine himayeye muhtaçtır. Akıl baliğ olmuş lakin daha olgunlaşmamış olan kendi halini iyi bilir. Ancak olgunlaşmadığından daha kötüdür,kendi arzularına hükmedemez. Hükmedemediği takdirde şeytana uyar. Bütün hayatı perişan olur gider. 18 yaşına gelip reşit olduktan sonra kendi kendini anlamaya süzmeye başlar. O vakitte kadar gözetmek,göz hapsinde bulundurmak mukarabeye bulundurmak lazımdır. Gençlerin akıllarını çelenler kendilerini çalanlar kendilerini çalarlar. Benliklerinden çalınmış işe yaramaz bir hale gelirler. Dünyadan gidinceye kadar cemiyetin içinde yaramaz olurlar ve herhangi bir surette dünyadan giderler. Onun için Cenab-ı Allah ,insanların kendilerini nasıl gözeteceklerine dair emirler bildirmiştir. İnsanların kemale erişmesi,dünya hayatlarını da yerine getirip,ebedi hayat için hizmeti tamamlamaları için gönderilmiştir. İlahi emirleri ayak altına alan,hiçe sayan çok cemiyetler batıp gitmiştir. Helak olmuşlardır. 21.asırda yaşayan insanlar,insanlara gönderdiği ahir zaman peygamberinin emirlerinin dışına çıkamaz. 21.asır değil 120 bin asır geçse sen gene maneviyata muhtaçsın. Ey insan seni bu yeryüzünden alıp götürecekler. Yeryüzü boş kalacak değildir. 1 alırsa 5 koyar,5 alırsa 15 verir. Dünya daha kendisine verilen zaman dolmadan daha boş kalmaz. Dikkat edin,bu zamanın insanları dünyayla sarhoştur. Her şeyi maddeden bekliyor,maddenin zindanına hapis olmuş,çıkamıyor veya çıkmak istemiyor. Çocuk ana rahminde rahattır,çıkmak istemez. Onun için Allah iki melek tayin eder. Biri çeker o kaçar. O yüzden ana sancı çeker. Derler ki;
---Ya Rab,bu ana karnını çok sevmiştir,çıkmak istemiyor,biz aciz kaldık
Deyince Alla c.c. tecellisini gösterir. Bunun üzerine çocuk secdeye kapanır. Onun için buradaki insanlar;
--- Dünyada kalalım
Diyorlar. Peygamberler ebedi bir dirilişe,serveri bir dirilişe davet ediyorlar. Sana Allah ruhaniyet verdi. Hayvanlarda olan ruhu vermedi. O ruh ile sen gökyüzüne bir yolla arşa doğru çıkabilirsin. Ama yok hayvanlara verilenden kör,topalda olsa istiyorlar;
---Yiyelim,içelim,geviş de getirsek dünyada kalalım
Diyorlar. Bu sınıf,sınıf değil, hayvan sınıfıdır. Allah c.c. seni öyle bir surette yarattı ki aşk seni bekliyor. Huzuruna vereceğine göre Allah c.c. seni huzuruna çağırıyor. Sonsuz aşk için. Dünyaya doymayanlar geviş getiriyor. Senin etrafında yaşayan hesapsız milyonlarca mahlukat var. Sen teksin,sen kendini tanımıyorsun. Tanımakta istemiyorsun. Topraktan gelip toprağa gidiyorsunuz. Kuyruğu eksik bir mahluk yer,içer,keyfeder,ölür,gömülür,toprak olur gider. Talim ve terbiye gerekir. Bu milletin vebalinden kurtulamayacaklar. Çünkü aldatıyorlar ve aldatıyorlar. Hakikati söylemiyorlar. Lakin bir gün gelecek mızrak çuvala batacak. Allah'ın vermediği şey bayram değildir. Uydurmadır. Bu millet 80 sene önce öyle bir tuzağa düşürüldü ki kurtulamadı. Bir tarih başlangıcı yapıldı. Onu yapan da bizim gibi bir kuldu. Bu gün o bir kulun bayramını yapıyorlar. O kulu gönderenin bir şükür hakkı yok mu?Bazı kimseler der ki;
---Kabirlerden medet ummayınız.
---Ne diye diyor?
---Evliya kabirlerinin ziyareti yasaktır,lakin bir tek türbe! vardır
---O kimseyi sana gönderene teşekkür etmeye gerek yok mu?
"Kıyamette ilmiyle alim olmayan alim kimselerin bağırsakları yerlerde haşrolunacaktır."
Sokaklarda merasim yapıldı,bir de bizim Cenab-ı Hak'ka şükrümüz olması lazım değil mi?
---Sana şükür
Demek yanlış bir hareket mi? Niye camiyi,Allah'ı unutturuyorlar?yukarıdan bizi gören var. Görmez değil. Sıfırlar,yeni bir sayfa açar. Ne iradesine karşı gelebilir? Şükredelim,Allah c.c. bir vesileyle yeryüzünde bu kadar devam ettirdi. Allah c.c.,kendisini tanımayanlara rıza etmez. Ne parayla ne pul ile. Mimar demiri kaldırdı. Demir: imandır,maneviyattır. Betonun içine kamış koydular. Allah vardır,görüyor,işitiyor,seyrediyor. Kudretlidir. İstediğini yapandır. Allah'tan korkun.

SIR SAHİPLERİ
Ya Allah,Meded Ya Sultan-ül Evliya,Destur Ya Seyyidi Meded...
Sohbet;Nakşibendi tarikatının asli imkanındandır. Direk olmasa çadır olmaz. Çadırın direği şarttır Çadır o zaman ayakta durur. Nakşibendi Tarikatında sohbet,tarikatın direği yerindedir. Çünkü insanlar işiterek öğrenir ve manevi güçle yürürler. Öğrenmeye herkes öğrenebilir ve ya herkes öğretebilir lakin herkes yürütemez .Hususi olarak din meselesinde belki öğreten çok olur lakin öğrettiğini tutturabilecek olan azdır. Müslüman olmayan,Yahudi dinine mensup lakin İslam dininde ekspert olmuş,onun hakkında doktora almış,Avrupa Üniversitelerinde yüzlerce profesör vardır. Onlar öğretiyorlar. Lakin o öğrettiği kimseye,öğrettiklerini kendi nefsine tatbik edebilmesi için kuvvet veremez. Peygamber efendimiz a.s.;
“ Ahir zamanda hatipler çok olacak, alimler azalacak”
Diye bildirmişlerdir. Hutbe okuyan çok,lakin milletin bir kulağından girip,ötekisinden çıkmaktadır. Çünkü söyleyen adamın itici ve ya çekici kuvveti yoktur. O tarikatlara ait olan bir şeydir. Tarikata sahip olmayan adam bir kimseyi din yolunda yürütemez,yürütse de yanlış yürütür. Çünkü tarikatın dışındaki insanlar manevi güç alamaz. Manevi güç tarikat yoluyla gelir. Zahiri ilim kim öğrenirse öğretebilir. Zahirden,kitaptan İslam'ı öğrenmek kolaydır,herkes öğrenebilir. Lakin İslam'ın kutsiyetini aktaramaz,o maneviyat herkeste olmaz. O maneviyat,Peygamber Efendimiz Aleyhusselatu Vesselam’dan başlayıp zamanımıza kadar gelmektedir. Onu bulan adam dine ve dinin emirlerine kendisini itaat ettirebilir ve kuvvet alabilir. O manevi kuvvet seçkin kişilere verile verile gelmektedir. Tarikatın dışında hiç kimse peygamberden bir şey alamaz. İçinden su geçmeyen boş borulara benzer. Bu su borularını Avrupa'da da,Amerika'da da döşetiyorlar;
---İşte din budur;borular da bunlardır
Deniyor,netice itibariyle çeşmeye bakılır .İçine su konursa borudan su gelir. Verilmediği takdirde döşenmiş boş borular bir şey vermez .Onun için tarikat şarttır. .Tarikatsız İslam'ın kutsiyeti kalpten kalbe aktarılamaz. Geri zekalılar zanneder ki kendi kendine öğrendikleri ve salahiyyetsiz kimseler tarafından öğretilenler kendilerini kurtarabilir,bir şey yapabilirler. Yapamazlar;
---Hem boru döşedik hem de hazne yaptık, onlardan farkımız ne?
Derler. En eski boruları kullansa,yamru yumru bir havuz yapsa, o biçimsiz havuza su geliyor ya mühim olan suyun akmasıdır .Boruların yeni oluşu,eğri büğrü olmaması önemli değildir .
--İçinden bir şey geçirebiliyor mu?Söylediklerinle karşındaki harekete gelip,himmet sahibi olabiliyor mu? Allah ve resulü için,İslami hizmetlere bir hizmet verebiliyor mu?
Yok. Sadece havuzu yapıp,künkleri serdiler oldu bitti.
---Bunları hava için mi döşedin?
Diye o ahmak kimseye söylemek lazım. Zahmete değmez. Onun için İslam'da iki tayfa vardır. İki tayfada Müslümanlara hitap eder. Birinin hutbesi bir kulağından girer,ötekisinden çıkar. Ötekisininki kişiye hükmeder,kalbine girer ve uyuyan adamı uyandırır. Kötürümü ayağa kaldırıp yürütür .O insana bir keyfiyet verir ve o insan ataletten kurtulur,kalkar ve o insan;
---Yapmalıyım. Beni kim men ederse onu dinlemeyeyim
Der. Ötekisi kutsiyeti olmadığından bir şey veremez. Kutsiyetsiz insan hiç bir şey veremez,boş borudan ibarettir. Boş kalıpları gösterir. Görünüşü itibari ile dışarıdan bakanlar;
---Bunlar pek aladır bize yarar
Derler. Halbuki hiçbir şeye yaramaz çünkü içinden su geçmez. Manevi feyiz sahibi olanı aramak vaciptir. Yani manevi feyiz arabası olanı. Bu benzinle çalışan bir arabanın deposuna suyla çalıştırmayı deneyip,suyla tecrübe eden kimse;
--- Oraya doldurduğu su gibi bir şeydir nasıl olsa,su koyalım!
Diyen bir kimse gibidir. Suyla makine dönmez ki. O su gibi görünür ama onda sır vardır. Öbüründeki sır makineyi yürütür,ekini öldürür. Bu su arabayı yürütmez. lakin ekini büyütür. Sırrı olmayan hiç bir şey yoktur. Allah c.c. her şeye bir sır verdi. Sırrı dediğimizde ,hikmeti vardır. Onun için zahire bakıp aldanmamalısın. Dinde bilhassa sana bir şey verebilen kimseyi aramalısın. Restoranda oturan bir adamın masasına plastikten yapılmış meyveler koyduğunda,o adam;
---Ne güzelmiş bu meyveler
Deyip ağzına attığında elastiki bir şey tadar. Onların bir kısmı cam gibidir,ısırdığında ağzında kalır. Üzümler ne kadar güzel ama maalesef plastik. Her insan kendisini tamamlamakla mükelleftir. Bu her insana lazımdır. Bir sefere çıkacağız. Ne noksanın varsa her şeyini gözden geçirmelisin. Boş kazanla yola çıkılmaz .Sonra boş kazanı doldurayım diye neyle doldurursam doldururum deyip,sirke döksen,yağ döksen,su döksen olmaz. Arabanın deposuna su gibi bir şeydi deyip,sirke,yağ,şerbet ya da coca cola döksen gene olmaz.
---Neye ihtiyaç vardır?
İlahi feyze. Onlar peygamberlere veriliyor,onların nefesinden sahabeye aktarılıyor,sahabeden ashaba,daha sonra bize kadar gelmektedir. Onun için Peygamber Efendimiz tarafından
" İlim Çin de dahi olsa gidip bulunuz"
Denmesi,bu nefes sahibi kimsenin bulunması manasındadır.
''Çin en uzak yerdir,oraya gidip alacaksın''
Diyor .Bizim ihtiyacımız Çin’ de ise başka nereden alabiliriz?
---Senin hayat iksirin Çin’dedir
Dendiği vakitte,sen başka ülkeleri ne diye dolaşacaksın ki .Deseler ki;
---Bir memlekette şifalı kaynak suyu çıkmaktadır,filan hastalığa bire birdir .
Şifa arayan başka nereye gidecek? Onun devası oradadır. Biz Allah’ a gidiyoruz. Yoksa siz başka yere mi gidiyorsunuz?Kuran-ı Kerim ve bütün kitaplar;
''Allah’tan geldik,Allah’ a gideceğiz ''
Demektedir zaten.

HAYAT GAYESİ
Devamlı muhalifiz. Hiçbir zaman ;
---Sen nasıl istersen
Demiyoruz. Devamlı Cenab-ı Allah'la itiraz içindeyiz.
---Allah'ım,Sen nasıl istersen
Demeliyiz. Bir olaydan memnun değilsen bile Elhamdülillah demelisin. Sen muhalif olsan bunun hiçbir manası yok. Bu edebi korumalıyız.
Büyük Şeyh Efendi h.z.;
"En yüksek seviyeli mürit,herhangi bir şey için,niye böyledir diye sormayandır"
En yüksek seviyeli edep,bir şey olduğunda;
---Niye böyledir?
Diye sormaz. Sorarsa bunun manası;
---Ben bunun olmasından hoşlanmıyorum
Anlamına gelir. Ayrıca senin iradeni,Allah'ın iradesinin üzerine çıkarmaktan başka bir şey değildir. Senin egon itiraz eder. Sen;
--Niye oldu?
Diye soramazsın. Sen kulsun. En düşük seviyeli edep soru sormamaktır. Allah c.c. görmektedir,bakmaktadır ve bilmektedir.
"Nesin sen? Niyetin ve gayen nedir? Niye bu soruyu sormaktasın?"
Nihayet senin nefsin bir numara olmayı iddia etmektedir. Kendinin emrettiği emirleri getirmeye uğraşır.
---Niye bir şey oldu?
Diye sorarsan,bunun ilahi makamdaki manası;
---Rabbim'den memnun değilim! Daha iyi bir şey yapabilirdi,benim düşündüğüm bu konuda ben yapsaydım daha iyi olurdu!
Allah hiçbir zaman affetmez. Onun iradesi Allah'ın iradesinden daha mı iyi? İnsan bakmakta ama nerede olduğunu bilmemekte. Ne oldu? Diye sorduğu zaman mesuliyetini unutur. Bundan dolayı bütün tarikatların yaptıkları; müritleri,insanları eğiterek kul olmayı öğretmektir. Kul hiçbir zaman hesap sormaz. Tarikat eğitimi;insanları en iyi edep,nefsini unutmak ve kendi nefsine muhalif olmak,mutlu olmak ve Allah'ın iradesini kabul etmeği öğretir.!Allah'ın iradesini kabul edinceye kadar belki sen nefsinin ve şeytanın kulu olabilirsin. Bu hassas bir noktadır. Cenab-ı Allah'a milyonlarca insan muhaliftir. Kullukta en iyi edep,Cenab-ı Allah'ın iradesini kabul etmektir. Herkesin istediği Rabbe ulaşmak,Rab olmak,haşa!bu olamaz çünkü bir Allah var. Kul olabilirsin. Alemlerin Rabbi seni unutmaz,muhafaza eder ve destekler. Eğer Allah c.c. biriyle beraber olursa o kimse her zaman huzur,mutluluk ve tatmin içinde olur. Muhafaza etmen gereken şey,Allah'ın arzusu ve hürmetiyle mutlu olmaktır. (İngilizceden Türkçeye çeviri) Posted by Picasa